arşiv

0, 2010 için arşiv

Riskli gebelik nedir

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

Gebelik normal ve doğal bir süreçtir. Bazı durumlarda gebelikten önce ka­dın vücudunda bu­lunan hastalıklar veya gebelikten do­layı sonradan orta­ya çıkan sorunlar, gebelikte çeşidi risklerin ortaya çıkmasına yol açar. Böyle gebelikle­re riskli gebelik denir ve bu gebelikler da­ha sıkı daha yakın takip edilir. Riskli gebelik sınıfina alınan bazı du­rumlar şunlardır:
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Gebelik takiplerinde ultrason bebeğe zarar verir mi

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

Ultrason (USG) ile anne karnındaki be­beğin görüntülenmesi, yaklaşık 30 yıldan daha fazla doğum hekimliğinde kullanıl­maktadır. Bu amaçla kullanılmaya başlan­dığından itibaren de bebeğe herhangi bir zararı olup olmadığı konusu sürekli araş­tırılmaktadır.

Ultrasonda röntgendeki gibi bebeğe zararlı X-ışınları kullanılmamaktadır, hızlı ses dalgalan kullanılmaktadır.
Bu ses dalgalarının, bu güne kadar bebe­ğe bir zararı saptanamamışsa da yine de ultrason kullanırken bazı kurallara uyul­maya dikkat edilmektedir. Günümüzde bir çok ultrason çeşidi mevcuttur.

Yaygın olarak Kadın-Doğum mu­ayenelerinde kullanı­lan siyah-beyaz ultrasonla görüntülenme, bir aydan daha kısa aralıklarla olma­mak üzere ve uygulama süresi 5-10 daki­kayı geçmeyecek şekilde uygulanır.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Gebelik belirtileri nelerdir

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

Gebeliğin ilk ve en önemli belirtisi bekle­nen adet kanmasının gecikmesidir. Aksi kanıtlanıncaya kadar, her adet gecikme­sinde, önce gebelikten şüphelenilmelidir.

Diğer belirtileri arasında
-Baş dönmesi,
-Halsizlik, yorgunluk hissi
-Ara sıra gözlerde karar­ma hissi,
-Mide bulantısı, kusma
-Halk arasında aşerme olarak adlandırı­lan bazı gıdalara karşı aşırı istek, bazı gı­dalardan tiksinme gibi iştah değişiklikleri,
-Ağızda metalik tat
-Duygusallaşma
-Sık idrara çıkma
-Vajina akıntısında artış
-Göğüslerde gerginlik ve hassasiyet artışı sayılabilir.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Beklenen doğum tarihi nasıl hesapla­nır

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

Beklenen doğum tarihi, son adet tarihinin ilk günü esas alınarak hesaplanır. Bu yüz­den kadınların adet günlerini takvime işa­retlemeleri çok önemlidir.

Gebelik süresi, yapılan gözlemlerde orta­lama 280 gün olarak bulunmuştur. Bu sü­re 40 hafta veya 9 ay 10 güne karşılık gel­mektedir.
Beklenen doğum ta­rihi hesaplanırken tak­vimde son adet tarihin­den sonraki 40. haftaya denk gelen gün bekle­nen doğum tarihi ola­rak belirlenir. Beklenen doğum tarihinden 15 gün öncesi veya 15 gün sonrası da normal doğum müddeti içinde ka­bul edilir. Yani normal doğum tarihi 38. haf­ta ile 42. haftalar arasıdır.

38. haftadan önce olan doğumlara erken (prematür) doğum denir. Beklenen do­ğum tarihi geldiği halde doğumun ger­çekleşmemesine de miad aşımı denir.

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Gebelik nerede ve nasıl başlar ?

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

Gebelik ilk olarak rahimle yumurtalıklar arasında bir iletim kanalı olan tüplerde başlar. Gebeliğin ilk başlangıç aşaması döllenme olayıdır. Erkeğin eşey hücresi olan sperm ile kadının eşey hücresi olan yumurtanın birleşmesine döllenme denir ve bu olay tüplerde gerçekleşir.
Öncelikle döllenmenin gerçekleşmesi için sperm ile yumurtanın tüplerde buluşması gerekir. Bu buluşmaların sağlanabilmesi için kadının yumurtasının yumurtalıktan atıldığı güne rast gelen veya yakın günler­de bir cinsel ilişki olmalıdır.

Normalde kadın vücudu, adet döngüsü sayesinde her ay gebeliğe hazırlanır. Be­yinden salgılanan özel hormonların yöne­timi altında adetin 1. gününden itibaren her ay bir yumurtalıktan genç bir yumur­ta seçilip gelişmeye başlar. Bu genç yu­murta ortalama 14 gün süren bir geliş­meyle olgun bir yumurta haline gelir. Adetin ilk gününden ortalama 14 gün sonra olgunlaşmış olan bu yumurta, yu­murtalıktan atılır. Tüpler tarafından emi­lerek tüp boşluğuna alınır. İşte bu günle­re yakın günlerde cinsel ilişki olmuşsa sperm hazneden rahme, oradan da tüple­re geçerek tüpte bekleyen yumurtayı bu­lur ve birleşirler. Böylece döllenme ger­çekleşmiş olur ve yeni bir insan yavrusu­nun ilk çekirdeği olan zigot meydana ge­lir..
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Gebeliğin belirtileri nelerdir

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

Astımlılar düzenli tedavi ile normal yaşamlarını sürdürebilirler. Hiçbir anormallik yaşanmadan evlenebilir, gebe kalabilir ve doğum yapabilirler. Doğacak çocuklarda astım görülmesi normal popülasyona göre biraz daha fazla ise de bu fark çok aşırı değildir. Üstelik bazı tedbirlerle ve çevresel şartların kontrolüyle bu önlenebilir.

Gebelik Sırasında Astım İlacı Kullanabilir miyim?
Gebelik sırasında astımlıların yaklaşık 1/3’ünün yakınmalarında azalma, 1/3’ünün yakınmalarında artma olurken 1/3’ünde ise bir değişme olmaz. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu gebelikte kullanılabilir. Gerek anne ve gerekse doğacak bebek için bir zararlı etkileri yoktur. Diğer bazılarının ise vardır. Gebelik planlandığında hekiminizle görüşerek tedavinizi buna göre yeniden düzenletebilirsiniz.

Nasıl Korunabilirim?
Tetik faktörlerden kaçınılmalıdır. Bunlar kişiden kişiye değişir. Örneğin bir ilaç veya gıda ise kullanılmamalıdır. İşyerinde karşılaşılan bir madde ise iş değişikliği gerekebilir veya işyerindeki madde yoğunluğunu azaltacak önlemler (havalandırma, vakumlu aspirasyon, maske kullanılması) alınabilir. Polen astmasında kıra, ağaçlık alanlara girmekten kaçınılmalıdır. Ev tozundaki allerjenleri azaltacak önlemler alınmalıdır. En az haftada bir evde dip bucak vakumlu cihazlarla toz alınması, temizlik yaparken toz kaldırılmamasına dikkat edilmesi, halı yerine vinleks türü suni döşemelerin kullanılması, allerjen barındırmayan çarşaf ve kılıfların kullanılması önerilen tedbirlerdir. Kedi, köpek, kuş gibi hayvanların ev içinde barındırılmaması, yünlü, tüylü oyuncakların yasaklanması, yün battaniye, yorgan, hırka, kazak yerine sentetik dokuma ve kumaşların kullanılması doğru olur. Evde yaşayan hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşerelerle mücadele edilmesi, parfüm, buharlaşıp koku yayan deterjan ve temizlik malzemelerinin kullanılmaması, boya vernik kokularından kaçınılması, gerekmektedir. Evde işyerinde sigara içilmemesi, ocak, soba gibi duman yayan yerlerde aspiratör ve baca sistemlerinin fonksiyonel tutulması ile ev içi havanın kirletilmemesi gerekmektedir. Kimyasal katkılar içeren hazır gıdalardan, şekerleme, çukurlata vb çocuklara yönelik gıdalardan kaçınılması gerekir. Görüldüğü gibi bütün bunlar çok zor ve kişinin yaşamını çok sınırlayan tedbirlerdir. Ancak bunların herkes için gerektiği söylenemez. Kişinin duyarlı olduğu allerjenler saptamışsa sadece bunlardan kaçınmak yeterli olur.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Düşük hapı veya düşük iğnesi

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

“Gebeliği sonlandırılmak için kürtaj dışında bir yöntem yok mu ?”
“Düşük hapı ya da iğnesi yok mu”

ve buna benzer sorular e-posta, telefon ya da yüzyüze görüşmelerde en sık karşılaştığım soruların başında geliyor.

Sorunun cevabı EVET, düşük hapı var. Ancak bu hap ülkemizin de dahil olduğu pekçok ülkede satışta değil. Aslına bakalırsa hap uzun zamandır Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde, ve 2000 yılının sonlarından beri Amerika Birleşik Devletlerinde kullanılmasına rağmen güvenilirliği ve kullanım kolayılığı hala daha tartışmalı.

TARİHÇE
Gebeliği erken dönemlerde sonlandırıp düşüğe neden olduğu için düşük hapı olarak adlandırılan bu ilaç yaygın olarak RU486 olarak bilinmektedir. İlk kez Fransa’da Dr. Etienne-Emile Baulieu tarafından 1980 yılında geliştirilmiştir. RU486 adı etken maddeyi üreten ilaç firması olan Roussel-Uclaf’ın ilk harflerinden gelirken 486 ise madde ile ilgili seri numarasıdır. RU486 adı artık pek kullanılmamakta bunun yerine ilacın etken maddesinin adı olan mifepriston tercih edilmektedir.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Düşük Tehdidi Durumunda Ne Yapılmalıdır?

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

Düşük tehdidi tanısı konduğunda cinsel ilişki uterusta kasılmalara yolaçtığından yasaklanır. İstirahat edilmesi de dahil olmak üzere düşük tehdidinde alınan önlemlerin kesinlikle başarılı olduğu yönünde bilimsel veriler mevcut değildir. Progesteron tedavisi sık uygulanmasına karşın bunun da etkili olduğunu söylemek için elimizde yeterli bilimsel veri mevcut değildir. Hatta bazı çalışmalar bu tedavinini önlenmesi imkansız olan bir düşüğü geciktirdiğini göstermektedir.

Düşüklerden sonra mutlaka uygulanması gereken anti-D immunglobulin (Rhogam, yani “uyuşmazlık iğnesi”) kan uyuşmazlığı olan çiftlerde ihmal edilmemelidir.

Gebeliğin sağlıklı olup olmadığını değerlendiren testler
Beta HCG
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Düşük Tehdidi Nedir?

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

Gebeliğin ilk yarısında kanama ya da kanlı akıntı olması durumunda yapılan jinekolojik muayenede kanamanın uterus dışında bir yerden gelmediğine emin olunduğunda düşük tehdidi tanısı konur. Bazı anne adaylarında basur kanaması, idrar yollarındaki kanama, ya da serviksteki bir hastalığa bağlı olarak özellikle cinsel ilişkiden sonra oluşan kanama da yetersiz bir değerlendirme sonucu düşük tehdidi sanılabilir. Bu nedenle “düşük tehdidi” tanısını hemen koymadan komple bir jinekolojik ve genital muayene ihmal edilmemelidir. Anne adaylarının çoğu bu muayeneye karşı isteksizdir. Ancak jinekolojik muayene ve/veya ultrasonun düşüğe neden olduğu konusunda bilimsel bir veri bulunmamaktadır. Gebeliğin erken dönemlerinde oluşan kanamanın diğer nedenlerini de asla gözardı etmemek gerekir. Bunlar arasında en önemlileri dış gebelik, mol gebeliği, selim ve habis tümörler, sindirim sisteminden veya idrar yollarından olan kanamalardır.

Beklenen adet döneminde oluşan kanama (“üstüne görme”), implantasyonda (beklenen adetten bir hafta önce) oluşan kanama, 8. hafta civarında plasentanın corpus luteum işlevlerini üzerine almasına bağlı oluşan kanama da sağlıklı seyreden bir gebelikte ender olarak görülen “lekelenmenin” nedeni olabilir.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Düşük neden olur ?

Perşembe, 25 Şub 2010 Comments off

Oosit (yumurta hücresi) döllendiği andan itibaren gebelik başlar. Döllenen yumurta hücresi Fallop tüpünde ilerleyerek uterus içine ulaşır ve burada en uygun yerde yerleşir. Bu yerleşme (implantasyon) sonrasında beta HCG salgısı başlar.

Doğanın en önemli görevlerinden biri yeryüzünün canlılara sunduğu sınırlı kaynaklarından en mükemmel olan canlıların faydalanmasını sağlamaktır. Bunun için de doğa(l) mekanizmalar yeni canlı oluşumunun her aşamasında ve hatta canlılar dünyaya geldikten sonra da hayatın her aşamasında devreye girerek tüm canlılar bir sınava tabi tutulur, “hatalı” olanlar ortadan kaldırılır ve kusursuz olanlara “yer açılır”. “En mükemmel” olan burada genetik, yapısal ve işlevsel olarak en mükemmel olan anlamında kullanılmaktadır. Doğal seleksiyon (seçim) adı verilen bu fizyolojik mekanizma “hatalı” olan organizmaları bulur ve yukarıda anlattığımız gibi, mükemmel olanlarına yer açmak için bir anlamda kendi yaptığı hataları yokederek düzeltmeye çalışır. En dar anlamda bakıldığında “düşük” bu fizyolojik mekanizmanın dışavurumlarından biri olarak görülebilir.

Doğal seleksiyonun düşük eyleminde en önemli özelliklerinden biri en erken dönemlerde devreye girmesidir. Hata henüz büyük boyutlara ulaşılmadan bertaraf edildiğinde mekanizma daha iyi işler. Bu nedenle her ne kadar “düşük” terimini ilk 20 hafta içinde oluşan bir olay olarak tarif etmiş olsak da aslında düşükler en sık gebeliğin oluştuğu ilk günlerde oluşur ve önemli bir kısmı da henüz adet gecikmesi gibi gebelik belirtileri oluşmadan, yani kadın gebe olduğunu algılamadan meydana gelir. Döllendikten hemen sonra süreç işlemeye başlar ve döllenmiş olan ancak “kalitesi düşük” yumurta hücresi hemen yokedilmeye çalışır. Bu süreç o kadar hassas işler ki, bu aşamadan adet gecikmesi olan gebeliğin dördüncü haftasına kadar oluşmuş olan gebeliklerin yaklaşık %25′i düşükle sonuçlanır. Bu gerçeği beta HCG hormonu ölçüm yöntemleri geliştirildikten sonra anlamış bulunuyoruz. Yukarıda anlattığımız gibi implantasyon (uterus içinde yerleşme) oluştuktan hemen sonra başlayan beta HCG salgısı hassas laboratuar incelemeleriyle ölçülebilmekte ve kadında henüz adet gecikmesi olmadan beta HCG salgısının arttığının gözlenmesiyle gebelik tanısı kesin konabilmektedir (gebeliğin tanısı hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayın). Bu aşamada henüz biyolojik olarak gebelik başlamamış olduğundan ve kan biyokimyasına göre (yani beta HCG artışına göre ) gebelik tanısı konduğundan gebeliğe “kimyasal gebelik” adı verilir.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:
mum