arşiv

0, 2010 için arşiv

Astım bronşiale,astma,alerjik astım

Pazar, 21 Mar 2010 Comments off

Astım Nasıl Bir Hastalıktır?
Nefes alma sırasında atmosfer havasının solunum olayının olduğu alveol denilen hava boşluklarına naklini sağlayan iletici hava yollarında daralma, tıkanıklık ve buna bağlı olarak hava akımında zorlukla karakterize bir hastalıktır. Hava yollarında mikrobik olmayan süreğen bir iltihaplanma söz konusudur.

Astım Allerjik Bir Hastalık mıdır?
Astım her zaman olmasa da olguların çoğunda allerjik zeminde gelişen bir hastalıktır. Bilhassa çocuklukta başlayan astım için bu daha belirgindir. Ancak, Kişinin allerjik tabiatlı (atopik) olması astım olmasından ayrı bir şeydir. Diğer allerjik hastalıklar (rinosinüzit, konjonktivit, dermatit, ürtiker) astımla birlikte bulunabilir veya bu hastalıklar varken astım olmayabilir. Aksine astımı olduğu halde allerjisi olmayabilir.

devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Anemi: kansızlık

Pazar, 21 Mar 2010 Comments off

Anemi (kansızlık) pekçok farklı şekilde tanımlanabilen kan rahatsızlığı olarak bilinmektedir. Bu kan rahatsızlığını kırmızı kan hücrelerinin fonksiyonlarında ve sayısındaki anormallik şeklinde ifade edebiliriz. Kırmızı kan hücreleriniz kırmızı rengini hemoglobinden alır, demir içeriği zengin protein oksijeni ciğerlerden vücudun  diğer bölgelerine taşır. Anemi kırmızı kan hücrelerinin sayısını azalttığında ya da hücrelerin taşıyabileceği hemoglobin miktarını azalttığında vücudunuzun  dokuları oksijenden yoksun kalır. Oksijen eksikliği tipik anemia türleri bulgularını üretir.Bu anemi bulguları: güçsüzlük, aşırı yorgunluk, solgun bir ten, nefes darlığı, düsensiz kalp atışıdır. Hatta çok şiddetli anemi felç, kalp krizi ve kalp tıkanıklığına da yol açabilmektedir. Demir eksikliği gibi bazı anemi türleri doğrudan kendileri rahatsızlığı yaratırken bazı anemilerde ise ardında dalak büyümesi ya da anti kanser ilaçlarının alımıyla sonuçlanan hemolitik anemia gibi bir hastalık yatmaktadır. Bazı anemi hastalıkları kolayca tedavi edilebilirken bazıları ise kronik ve hayatı tehdit edicidir. Aynı biçimde ve büyüklükteki kırmızı kan hücreleri normal bir büyüme  ve hemoglobin üretimini oluşturuyor.

EN SIK RASTLANILAN ANEMİ TÜRLERİ:
Demir Eksikliğine Bağlı Anemi :

Vücudun yeni hemoglobin oksijen taşıyan
kırmızı hücrelerdeki proteini yaratabilmesi için demire ihtiyacı vardır.
Eksik demir alımı demir eksikliğine bağlı anemiye neden olur. Demir
eksikliğine bağlı anemilerin neredeyse çok önemli kısmı bazı kronik
kanamaların sonucunda meydana gelir. Örneğin; burun kanamaları, basur,
mide ya da bağırsak ülseri, polip, gastroenterital kanser ve aşırı adet
kanamaları gibi… Vücut bu aşırı kanamalar
sırasında yüklü miktarda demir kaybeder. Daha az görülebilen demir
eksikliğine bağlı anemi demiri emme yeterli mide asiti olmayan daha
yaşlı insanlarda da gelişebilir.

Demire bağlı aneminin kendine özel bulguları:
Yiyecek dışındaki şeylere istek. örneğin; toprak, buz, kireç
taşı, nişasta gibi..

Ağız kenarında ve tırnaklarda çatlaklar
Tırnaklarda biçimsizlik; kaşık biçimini almaları gibi..
Tahriş olmuş dil.

Demir eksikliği anemisinin nedenleri:
Yetersiz demir alımı:Gıdalarla dışarıdan alınan demirin
yetersizliği halinde oluşur. Sosyo ekonomik düzeyi düşük toplumlarda, beslenme alışkanlıkları yanlış olan toplumlarda sık görülmektedir. Ek besinlere geç başlama, aşırı inek sütü kullanımı
bebeklerde anemiye sebep olabilir.Vejeteryan beslenme,
yanlış uygulanan zayıflama rejimleri, yeme bozuklukları da anemiye
neden olan sebeplerdendir.

Doğumla ilgili nedenler: Prematürelik, çoğul gebelikler anemiye neden
olabilir.

Demir gereksiniminin arttığı durumlar:Ülser kanamaları, kadınlarda adet kanamaları gibi akut veya kronik
kan kaybı,paraziter enfeksiyonlar, özellikle yaşamın ilk yılı ve adelosan dönemi gibi hızlı büyüme dönemlerinde demir gereksinimi artmakta ve
anemiler görülebilmektedir.

Demirin Emilim bozuklukları Kronik ishaller, Kronik enfeksiyonlar
,Sindirim sistemi anomalileri , Malabsorbsiyon sendromu gibi demir
emiliminin bozulduğu durumlarda anemi görülebilir.

Günlük demir gereksinimi ve kaybı ne kadardır?
-Günlük demir gereksinimi 1-3 mgr. kadardır. Bunun % 5-10 duedenum ve
proksimal ince barsaktan emilir. Günlük kayıp 1 mgr dır. Ter, dışkı,
idrar, dökülen hücreler ile kaybedilir.
Gereksinim bebeklik, hamilelik, ağır hastalık ve emzirme dönemlerinde
artar.

Hangi besinler demir açısından zengindir?
- Kırmızı et, karaciğer, balık, kuru üzüm ve yumurta sarısı demir açısından zengin gıdalardır. Un, ekmek ve
tahıllar demir ile zenginleştirilmiş olabilir.

Demir eksikliği anemisi düşünülen hastalarda yapılması
gereken başlıca tetkikler neler olmalıdır?
-Tam kan sayımı, serum demiri, serum demiri bağlama kapasitesi,
transferin saturasyonu, serum ferritin düzeyi, dışkıda gizli kan ve periferik yaymadır. Tam kan sayımında düşük
hemoglobin ve hematokrit değeri, kanda düşük ferritin düzeyi, kanda
total bağlama kapasitesi ve kan kaybını değerlendirmek açısından dışkıda
gizli kan görülebilir.

Tanı:
Hekim muayenesi ile birlikte yapılacak kan tahlilleri tanı
koydurur. Depo demir düzeylerini yansıtan serum ferritin düzeyi
düşmüştür.Total Demir Bağlama Kapasitesi artmıştır. Kırmızı kan
hücrelerinin boyutları küçük ve renkleri azdır. (mikrositer hipokrom).

Tedavi:
Tedavi de en etkili ilaç demir sülfattır. 2 yaşından küçük
çocuklarda kahvaltıdan yarım saat önce günde bir kez; 2 yaşından
büyüklerde ise yemeklerden yarım saat önce
günlük dozun 3 e bölünmesi önerilmektedir.Tedaviye ortalama 3 ay devam
edilmelidir.Aşırı demir yüklenmesine neden olmamak için beş aydan daha
fazla demir kullanılmamalıdır.

Ağızdan demir tedavisinde kullanılan demir
formları demirsülfat, demir glukanat ve demir fumorattır. Demir
tedavisine başladıktan iki ay sonra hemoglobin düzeyi normale
dönecektir, ancak çoğunlukla kemik iliğinde
olan demir depolarını doldurmak amacı ile tedaviye 6-12 ay daha devam
edilmelidir.Damar içerisine veya kas içerisine uygulanabilecek demir
ilaçları da ağızdan alıma dayanamayan
hastalarda kullanılabilir. Tedavi ile birlikte kan sayımı iki ay
içerisinde normale dönecektir.

İlaç kullanılırken dikkat edilecek noktalar nelerdir ?
-En iyi demir emilimi aç karnına olmasına rağmen pek çok insan
buna katlanamaz ve gıda ile almak ister. Süt ve sütlü mamüller demir emilimini engelleyeceğinden ilaç ile birlikte
alınmamalıdır. C vitamini demir emilimini artırırken hemoglobin
üretiminde de önemli yer tutar. Diyet ile alınacak miktar yeterli
olmayacağından gebelik ve emzirme dönemi sırasında kadınların yeterli derecede demir almaları gerekir.

Kurşun zehirlenmesi:
Özellikle sanayileşmiş toplumlarda özellikle akaryakıtta ki kurşunun
havaya karışması ile oluşan kurşun zehirlenmelerinde demir eksikliği
anemileri görülebilmektedir. Önlem olarak yiyeceklerin bol su ile yıkanması ve üzeri örtülü kaplarda saklanması
önerilmektedir.

Bulgular:
Hafif olgularda hafif solukluk dışında herhangi bir belirti
vermeyebilir. Sadece yapılan kan tahlilleri ile tanı konulabilir. daha
ağır olgularda iştahsızlık, sindirim bozuklukları, kabızlık, bazen
ağrılı yutma gibi sindirim bozuklukları ortaya çıkabilir.

Tüm kansızlıklarda görülen çarpıntı, eforla oluşan nefes darlığı, başdönmesi, kulak çınlaması,
halsizlik, çabuk yorulma görülebilir.

Hekim muayenesinde deri ve mukozalarda solukluk, dilde kızarma, kabarcık ve küçük çatlaklar görür. Ağır olgularda ağız köşelerinde çatlaklar ve dalak büyümesi görülebilmektedir.

Bazı hastalarda toprak yeme gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Aplastik Anemi:
Bu aneminin en ciddi olanlarındandır. Bu ciddi hastalıkta, vücudun kemik ilikleri
kırmızı, beyaz gibi kan hücrelerinden
yeterli miktarda üretemez. Aplastik aneminin yarıya yakının nedeni
bilinemez. Bilinen nedenler kalıtsal kusurlardan radyosyana ve zehirli
kimyasal maddelere ya da bazı belirli ilaçların etkisine kadar bir
alanda yer almaktadırlar. Bazı virüsler ve kanserler de bu hastalığın
altında yatan nedenlerden sayılabilir.

Aplastik aneminin kendine özel bulguları:
Sıkça oluşan enfeksiyonlar
Deri altında görülen kan lekeleri
Travma olmaksızın oluşan bere ya da çürükler
Kendiliğinden oluşan burun, ağız, rektum,
vajina ve dişeti kanamaları

Ağız, gırtlak, rektumla ilgili ülserler

Folik Asit Eksikliğine Bağlı Anemi :
Vücudun yeterli kırmızı hücreleri yaratmak için folik aside
ihtiyacı vardır. Folik asit olmaksızın kırmızı kan hücre üretimi düşer
ve anemi ile sonuçlanır. Bu tür anemiler özellikle alkoliklerde çok sık
görülür çünkü alkol folik asitin emilimini ve metabolizmasını engeller.
Diğer nedenler bağırsak hastalıkları, kötü emilim hastalıkları, ağızdan
alınan gebelikten korunma hapları, kanser için alınan çeşitli ilaçlar ve
epilepsi.

Folik Asit eksikliğine bağlı aneminin kendine özgü bulguları:
Bu tür anemiler genişleyen kırmızı kan hücreleri ile karakterize
edilirler ve aşağıdaki unsurlarla sonuçlanırlar:

İshal
Depresyon
Şişmiş ve kırmızı bir dil

Hemolitik Anemi:
Çok sık rastlanmayan türden olan bu anemi vücudun doğal artık
toplama metabolizması vakitsizce kırmızı kan hücrelerini yok ettiğinde
sonuçlanır. Sonuç olarak, kemik iliği yeni kırmızı kan hücrelerini
normalden 10 kat daha fazla üreterek bunu telafi etmeye çalışır. Bu yeni
hücreler küçük ya da şekilsiz, vücut dokularına oksijeni taşımakta
yetersiz olan hücrelerdir. Hemolitic aneminin nedenleri, dalağın
genişlemesinden bağışıklık hastalıklarına, hemoglobin molekülleri ya da
zar yapısının bozukluklarından kalan sorunlara kadar pek çok nedenle
açıklanabilir.(Orak hücre anemisi anormal hemoglobin molekülleri
nedeniyle hemolitik aneminin bir türü olarak kabul edilir.) Hemolitik
anemi; Zamanından önce gelişen hücrelerin ömrü kısa oluyor. Hücrelerin
normal büyüklüğe erişmesini engelliyor ve üretimini azaltıyor.

Hemolitik Aneminin kendine özgü bulguları :
Hemolitik anemi çok sayıdaki kırmızı kan hücrelerinin kısa bir
sürede yok olmasıyla oluşan hemolitik krizlerin bir işareti olarak kabul
edilebilir. Bu tür krizler aşağıdaki şekildedir:

Ateş
Sırt ve mide ağrısı
Titremeler
Baş dönmesi
Kan basıncındaki önemli bir düşüş
Sarılık ve idrarda koyulaşma
Dalağın genişlemesinden kaynaklanan anormal ağrı

Kötücül Anemi (Pernicious anemia)Vitamin B-12 eksikliği
anemisi:
B-12 vitaminin emilimi için mide B-12 asıl faktörü denilen bir
maddeyi salgılaması gerekir. Bu temel faktörün eksikliği bu nedenle
vitamin B-12 eksikliğine neden olur. Kemik iliğinin kırmızı kan
hücrelerini üretebilmesi için B-12 vitaminine ihtiyacı olduğundan,
yetersiz miktar anemiye neden olur. Bu tarz anemiler genelikle hayvan
ürünlerini yemeyen vejetaryanlarda görülür.

Kötücül aneminin kendine özgü bulguları: Bu tarz bir anemi
genişleyen kırmızı kan hücreleriyle (macrocytic anemia) karakterize
edilir ve sonuçları:
Eller ve ayaklarda ürperme
Bacaklarda, ayaklarda ve ellerde ve spastik hareketlerde duyum kaybı
Sarı ve mavi renklerle ilgili olarak renk körlüğü türü
Şişmiş, ağrıyan ve yanan bir dil
Kilo kaybı
Kararmış cilt
İshal
Düzensizlik
Depresyon
Entellektüel fonksiyonların azalması

Orak hücre anemisi (sickle-cell anemia):
Afrikalı Amerikalılarda ayrıcalıklı olarak görülen bir tür ırsi
hemolitik anemidir. Bu hastalıkta, kırmızı kan hücreleri hücrelerdeki
oksijeni azaltan anormal hemoglobin formunu içerir. Sonuç olarak, hilal
ya da orak şeklini alırlar ve dalak, böbrek, beyin, kemikler ve diğer
organların kan damarlarından rahatça akamazlar. Bu, organlara zarar
veren engeller yaratmakla kalmazlar ayrıca hilal şekilleri ile kırıcı ve
dokulara oksijeni taşıyamama durumları söz konusu olur. Sonuç anemidir.

Orak hücre anemisinin kendine özgü bulguları:
Hemolitik anemi türü olan bu anemi kandaki oksijen miktarını
azaltan aşağıda belirtilen aktiviteleri takip eden krizlerle göze
çarpar.

Enerjik egzersizler
Yüksek rakımlı yerler
hastalık
Aneminin aniden kötüleşmesi —ağrı, ateş ve nefessizlik—bu krizleri
işaret eder. Anormal ağrı çok şiddetlidir. Bu krizleri geçiren çocuklar
çok şiddetli göğüs ağrısı çekerler.

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Akromegali: kontrolsüz büyüme hastalığı

Cumartesi, 20 Mar 2010 Comments off

Akromegali, hipofiz bezinin aşırı büyüme hormonu salgılaması sonucunda oluşan bir hastalıktır. Ergenlik öncesinde ortaya çıkışı oldukça nadirdir ve bu durumda hastalığa jigantizm (devlik) ismi verilir. Çoğunlukla 30-60 yaş arasındaki erişkinlerde görülür. Hastalık erkeklerde ve kadınlarda eşit oranda görülür. Büyüme hormonu aşırı salgısı sonucu yüz görüntüsü değişir, kabalaşır, hastalar baş ağrısı, terleme, el-ayaklarda büyüme ve yorgunluktan şikayet ederler. Fazla salgılanan büyüme hormonu; kalp, solunum sistemi, hormonal sistem başta olmak üzere pek çok organı etkiler ve ölüm riskini 2-4 kat arttırır.

Akromegali sebepleri
Hastaların % 90′ında sebep hipofiz bezindeki tümördür. Hipofiz bezi beyin tabanında bulunan, büyüme-gelişme, üreme ve metabolizma ile ilgili hayati hormonların salındığı ufak bir bezdir. Büyüme hormonu da hipofiz bezinden salınan ve isiminden de anlaşılacağı üzere büyümeyi sağlayan bir hormondur. Akromegaliye sebep olan tümörler çevredeki sağlam beyin dokusuna baskı yaparak baş ağrısı ve görme bozukluklarına neden olurlar.

devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Solaklar erken ölüyor

Cumartesi, 20 Mar 2010 Comments off

Bilim adamlarının ters yöndeki açıklamalarına rağmen insanlar hâlâ çocuklarının sol elini kullanmaması gerektiğini inanıyor. Sadece batıl inançlı toplumlarda değil, modern yapılı ailelerde bile asırlar boyu sol elin şeytana ait olduğuna inanıldı. Dünya nüfusunun yüzde 10’ununu solakların oluşturmasına rağmen, birçok ürün sağ elini kullananlar için üretiliyor. Bu da solaklar için hayatı çekilmez hale getiriyor. İşte Science Magazine dergisinin ‘sol el’ soru cevapları:

Neden bazı insanlar solak doğar?
Bunun nedeni hâlâ bulunamadı.

Solakların nüfusa oranı azalıyor mu?
Hayır. Danimarkalı Olga Basso’nun araştırmasına göre, solakların yaşı ilerledikçe sayılarının azalmasının sebebi erken ölmeleri değil, çocukken ailelerinin baskısı yüzünden kullandıkları eli değiştirmeleri.

devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Burun akıntısını hafife almayın

Cumartesi, 20 Mar 2010 Comments off

Kayseri Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. İlhan Özer, çocukluk çağında çok sık görülen şikayetler arasında yer alan burun akıntısının sadece soğuk algınlığında olmadığını anlattı:

”Yeni doğanlarda, burunda darlık, tıkanıklık gibi doğumsal burun anomalileri ve akut sinüzit ile bronşit, kızamık, boğmaca gibi hastalıkların başlangıç dönemlerinde de su gibi burun akıntısı görülür.

Bazen burun akıntısı ve burunda şişme, nazal mukozanın, soğukhava, nem değişiklikleri, sigara içilmesi, baharatlı yiyecekler tüketilmesi, stres gibi çeşitli uyarılara verdiği tepkidir.

Kafa travması, tümör, doğuştan kaynaklanan bazı beyin-omurilik anomalileri nedeniyle burundan beyin omurilik sıvısı akıntı olarak gelebilir.”
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Kan şekeri yükselmesi

Cumartesi, 20 Mar 2010 Comments off

Kan şekerini belirleyen nedir ?
Bir öğünü takiben kana geçen glikoz miktarı ile bu şekerin kandan uzaklaştırılma hızı arasındaki denge kan şekeri düzeyini belirler. Glikozu kandan uzaklaştıran en etkili mekanizma pankreastan salgılanan insülin hormonunun özellikle kas ve yağ dokusuna fazla glikozu sokmasıdır. Diyette kan şekerini belirleyen en önemli komponent elbette karbonhidratlar (şekerler)ıdır. Ancak yağlar da glikoz emilimini yavaşlatarak etki ederler. Proteinler de insülin salgısını artırarak glikozun kandan uzaklaştırılmasına yardım ederler.

Diyetteki karbonhidratların hem miktarı hem de tipi kan şekerini etkiler. Böylece belirli gıdaların içerdikleri karbonhidrat miktarı ve tipine göre kan şekerine etkileri farklıdır. Son dönemlerde gıdaların kan şekerine etkilerine göre glisemik indekslerinden bahsedilmektedir.

Glisemik indeks tüketilen bir gıda ürününün içindeki karbonhidratlarının kan şekeri üzerine olan etkisinin bir ölçüsüdür. Bazı gıdalar kan şekerini hızla yükseltirken, diğerleri daha masum bir yükselmeye neden olurlar.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Gebelik ile ilgili genel bilgiler – 2

Pazar, 14 Mar 2010 yorum yok

Gebeliğin ikinci üç ayında sıkça karşı­laşılan şikayetler nelerdir ?
-Mide yanmaları
-Bacak krampları
-Sırt ağrıları
-Ellerde uyuşmalar
-Uykusuzluk
-Hazımsızlık ve kabızlık şikayetlerinde artma
-Cilt çadakları ve cilt renginde koyu­laşma.

Gebeler, bebek hareketlerini en erken ne zaman hisseder ?
Gebeler bebek hareketlerini, ilk gebelikle­rinde, genellikle 5. ayda fark etmeye baş­larlar. Daha sonra gebelik sayısı arttıkça daha erken aylarda da hissedebilirler.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

İki gebelik arası sürenin ne kadar ol­ması gerekir ?

Pazar, 14 Mar 2010 yorum yok

Gebelik sırasında be­beğe verilen ve doğum sı­rasında kaybedilen kalsiyum, demir ve vita­minler gibi besin mad­delerinin tekrar yerine konması için belirli bir sü­re geçmesi gerekir. Bu sü­re kadından kadına değişe­bilir. Harcananların yerine gelmesi, gebelikte alınan kiloların verilmesi, kasların eski kuvvetine kavuşabilmesi için genel olarak 2 yıl geçmesi gerektiği söy­lense de, bu herkes için değişebilir.
İki gebelik arasında olması gereken sü­re, kadının loğusalıktaki gördüğü bakıma, beslenme ve genel sağlık durumuna göre değişir. Çünkü burada geçen süreden zi­yade gebelik sonrası bakımın kalitesi önemlidir.

İyi bir bakımla bu süre 6-7 ay olabileceği gibi doğum sonrası bakım görmezse 2 yıl­dan daha fazla da olsa harcananlar yerine gelemez ve kadının vücut yapısı ve kas kuvveti eski haline dönemez.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Gebelikte diş tedavisi yapılabilir mi ?

Pazar, 14 Mar 2010 yorum yok

Gebelikte diş bakımına  çok önem veril­melidir. Gebelikte en az iki kez diş ve diş etleri diş hekimi tarafından muayene edil­melidir.

Gebelik önce­sinde diş çürükleri mutlaka tedavi ettirilmelidir. Eğer diş çü­rükleri uzun süre devam ederse, gebelik döneminde özellikle derin çürük­lerden tüm vücuda enfeksiyon yayılabilir.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:

Ağrısız doğum nedir ?

Pazar, 14 Mar 2010 Comments off

Epidural anestezi denen bir bölgesel anestezi şekli uygulanarak yaptırılan doğumdur. Ağrılar başlayıp rahim ağzı açıklığı 3-4 santimi geçtikten sonra ve doğumda ağrılar sıklaştıktan sonra uygu­lanabilir.Belden omurga kemiklerinin arasından, epidural alan denen bölgeye bir özel iğne ile giri­lir. Bu iğnenin kılavuzluğunda buraya plastik, kılcal bir hortum yerleştirilir ve buradan uyuşturucu ilaç içeri verilir. Rah­min duyu sinirleri uyuşur, ama motor si­nirleri uyuşmaz. Böylece rahim kasılıp do­ğum eylemine devam ederken gebe kadın ağrı duymaz. % 85′inde tam etki elde edi­lirken, % 12’sinde kısmi etki görülebilir. % 3 vakada ise hiç etki görülmeyebilir. Her girişimde olduğu gibi bu yöntemin de yan etkileri vardır.
devamını oku…

Categories: Sağlık Bilgileri Tags:
mum