arşiv

0, 2011 için arşiv

Ürdün Hakkında Bilgi – Ürdün Tarihi

Pazar, 30 Eki 2011 yorum yok

Ürdün’ün tarihi çok eski devirlere dayanır. Bölgede kurulan ilk devletler arasında Gilead, Amman, Moab ve Edom yer alır. M.Ö. 13. asırda bölgeye İsrailoğulları hakim oldu. Bu hakimiyete M.Ö. 721’de Asurlular tarafından son verildi. Asur egemenliği Medlerin M.Ö. 612’de devleti yıkmasıyla sona erdi. M.Ö. 587’de bölge Babil hakimiyeti altına girdi. M.Ö. 332’de Büyük İskender bölgeyi ele geçirdi. Daha sonra bölge sırasıyla Ptolemaios ve Selevkosların hakimiyeti altına girdi.

M.Ö. 64-63 yılları arasında ise Romalılar bölgeyi ele geçirdi. Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra bölge Bizans’ın elinde kaldı. Bugünkü Ürdün toprakları Hazret-i Ömer zamanında Müslümanlar tarafından fethedildi ve halkın çoğu İslam dinine girdi. Sırasıyla Emevi, Abbasi, Selçuklu, Eyyubi ve Memluk hakimiyetine girdi. Ürdün, Yavuz Sultan Selim Han (1512-1520) zamanında Osmanlı Devletinin bir parçası oldu (1516).
devamını oku…

Categories: Dökümanlar Tags:

Akbank Kredi Ekspres Bakırköy Şubesi

Pazar, 30 Eki 2011 yorum yok

Akbank Kredi Ekspres Bakırköy Şubesi

Banka Adı Akbank T.A.Ş.
Şube Adı Kredi Ekspres Bakırköy
Adresi Yenimahalle Mah. İstanbul Cad. No 71/A
Şehir İstanbul
İlçe/Semt Bakırköy
Telefon 212- 466 49 50
Faks 212- 466 29 98
Categories: Genel Tags:

Fotoğrafı çekilen ilk insan

Pazar, 30 Eki 2011 yorum yok

www.hokumburg.com sitesinde yer alan bir yazıya göre; Dagerreyotipi (gümüşlü levha üzerine çekilmiş) fotoğrafın mucidi Louis Daguerre’in çektiği sanılan 1838 yılının Paris sokaklarına ait bu kare içinde insan olan ilk fotoğrafı…

Paris gibi kalabalık bir şehride gündüz vakti çekilen fotoğrafta tek bir insan olmasının da bir hikayesi var.

Daguerre bu resmi elde edebilmek için kimyasal işlem görmüş metal bir levhayı 10 dakika boyunca açığa bırakıyor ancak diğerleri uzaklaşırken resimdeki kişi ayrılmadan önce ayakkabılarını parlatmayı tercih edince kadrajda kalıyor.

devamını oku…

Categories: Dökümanlar Tags:

Samsung NP-R620E Hakkında Bilgi

Pazar, 30 Eki 2011 yorum yok

O Samsung‘un Yüksek Performans sınıfının cazibeli bir üyesi. R620E‘den bahsediyorum. Olağanüstü grafik performansıyla, HD için optimize edilmiş resim kalitesiyle, Multimedya USB arabirimleriyle ve uzatılmış pil ömrüyle rüyalarınıza kavuşabilirsiniz. Bu stil sahibi notebook’un özellikleriyse şöyle;

devamını oku…

rulo köfte

Pazar, 30 Eki 2011 yorum yok

Rulo_kofte_3

bir hafta boyunca sadece iş ile ilgili kitapları okuyunca mutfakta yeni keşifler yapmaya zaman kalmadı. neyseki annem ne zamandır yapmadığı bir yemeği pişirdi. böylece bana da siteye ekleyecek malzeme çıkmış oldu.

malzemeler:

  • 750g kıyma
  • 3 dilim bayat ekmek
  • 3 yumurta (bir beyazı ayırın)
  • 1 tatlı kaşığı karabiber
  • 1 tatlı kaşığı kekik
  • 1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber (arzuya göre)
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 çay fincanı ince doğranmış maydanoz
  • 1 kutu (200g) patates-havuç-bezelye karışımı garnitür konserve

hazırlanması:

  1. garnitür hariç bütün malzemeleri yoğurup köfte hamuru elde edin.  3-5 dakika yoğurmaya devam edin.
  2. fırın kabını hafifçe yağlayıp kıymayı onun içine bir parmak kalınlığında yayın. garnitür karışımına çok az tuz serpip kıymanın ortasına yayın.  köftenin birleşme kısmı alta gelecek şekilde kıymayı rulo haline getirin.
  3. Rulo_kofte_4

    üzerine ayırdığınız yumurta beyazını sürün. 3-4 çay kaşığı kadar tereyağını üzerine koyup 200C fırında 40 dakika kadar pişirin. pişme esnasında ara sıra kontrol edip etrafına sızan yağlardan üzerine dökün. (böylece köfte kurumayacaktır.)

  4. bu köfteyi içine haşlanmış bütün havuç sararak da yapabilirsiniz. patates püresi, pilav veya hafif sotelenmiş brokoli ile servis yapabilirsiniz.
Categories: Yemek Tarifleri Tags:

Hitabet Çeşitleri

Pazar, 30 Eki 2011 yorum yok

Hitabet Çeşitleri
a. Siyasî Hitabet:
Asıl yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüleridir. Ayrıca, seçim dolayısıyla yapılan konuşmalar da bu gruba girmektedir.

b. Askerî Hitabet:
Askerî hitabetin hedefi; vatan savunmasının gerektiği zamanda icap eden şerefli, kutsal vazife için askeri teşvik, ma’nen kuvvetlendirmektir. Cümleler kısa, yiğitçe, en cahil neferlerin bile kolayca anlayacağı tarzda açık, kesin olmalıdır. ATATÜRK’ün meşhur bir hitabesinde olduğu gibi, askerî hitabet anlamca kuvvetli bir ifade ile biter. “Ordular! ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” Askerî hitabet garnizonlarda yapıldığı zaman sözlüdür. Fakat, savaş zamanlarında genellikle yazılı olarak kıt’alara gönderilir.

c. Hukûkî ya da Adlî Hitabet:
Mahkemelerde yapılan savunmalar, savcıların iddianameleri bu çeşittendir.

ç. Bilimsel ya da Akademik Hitabet:
Akademilerde, bilimsel toplantılarda yer alır. Amacı; araştırılan herhangi bir konu hakkında aydın bir topluluğa, o konu ile ilgili kimselere bilgi vermektir. Heyecanlandırma amacı güdülmez. İfadenin açık, kesin ve mantıklı olması şarttır.

d. Dinî Hitabet:
Bu tarz hitabetlerin yeri mabetlerdir. Amacı; halka dinî bilgi ve eğitim vermek, dinî heyecan ve hisleri kuvvetlendirmek, onları fikren, mâ’nen yükseltmektir. Bu tarz hitabetlerde, anlaşılır dil kullanılmalıdır.

devamını oku…

Categories: Dökümanlar Tags:

Garanti Bankası Sarıyer Şubesi

Pazar, 30 Eki 2011 yorum yok

Garanti Bankası Sarıyer Şubesi

Banka Adı Türkiye Garanti Bankası A.Ş.
Şube Adı Sarıyer
Adresi Mesarburnu Cad. No 18 34450
Şehir İstanbul
İlçe/Semt Sarıyer
Telefon 212- 242 98 50
Faks 212- 242 98 53
Şube Kodu
Categories: Genel Tags:

Oxford Üniversitesi Hakkında Bilgi

Pazar, 30 Eki 2011 yorum yok

Oxford Üniversitesi (İngilizce: University of Oxford), İngiltere’nin Oxford kentinde bulunan bir üniversitedir. 12. yüzyılda kurulan okul, Anglo-sakson dünyanın en eski üniversitesidir. Günümüzde de dünyanın en saygın eğitim kurumlarındandır.
Üniversite yaklaşık 130 ülkeden 18000′den fazla öğrenciye eğitim vermektedir.

Oxford Üniversitesi, kendi kendini yöneten 39 kolejin bir çeşit federal sistem içerisinde bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bunlara ek olarak, Hristiyan derneklerce kurulmuş yedi adet özel kolej de üniversiteye dahildir.

Otuz kolej ve tüm özel kolejler hem lisans hem de lisansüstü seviyesinde öğrenci kabul etmektedir. Yedi kolej ise sadece lisans üstü öğrenci kabul ederken, bir kolej yalnızca akademisyenlere yöneliktir. Geriye kalan bir kolej ise yarı zamanlı eğitim alanında uzmanlaşmıştır.
devamını oku…

Categories: Dökümanlar Tags:

Balon nasıl ortaya çıktı

Pazar, 30 Eki 2011 yorum yok

Buhar sorununu bilimsel yönden geliştirmesinden ötürü Watt, bu devrimlerin kaynağı sayılmalıdır. Ondan önce Newcomen’in makinesi ağır ve zor ilerliyor, teknik yerinde sayıyordu. Watt’ın aracılığıyla bilimin işi ele alması üzerine bu yavaş gidişte birden bir canlanma görüldü. Tekniğin ilerleyişi bir devrim niteliğini aldı, olayların akışı büyük bir hız kazandı. Bilim, insanlık tarihinde üçüncü defa müdahalede bulunuyordu, ama bu müdahalesi, toplumda bundan böyle büyük bir rol oynayacağını kanıtlayacak nitelikteydi.

Şimdilik bütün rolü, yalnızca icat edilmiş bir makinenin geliştirilmesi ve mükemmelleştirilmesiydi. Ama bundan sonra tam tersine bir oluşumla karşılaşılacağı anlaşılıyordu. Çünkü bilim bazı dallarda tekniğin kendisinden önce davranmasına meydan vermeyecek kadar ilerlemişti. Artık mucite hangi yönün daha elverişli ve hangi bulguların daha yararlı olacağını bilim gösterecekti. Söz hakkı, usta teknisyenlerin değil, bilimsel düşünce ve deneylerle ilerleyen bilim adamlarınındı. Bu dönemin bilimi en çok gazlar konusunda, ilerlemiş bulunduğuna göre, en göz kamaştırıcı icadını da elbette bu alanda verecekti.

Bu döneme kadar “gaz teorisi”ni kuranlar fizikçiler olmuştu; yani gazların yalnız fiziksel özellikleri üzerinde durulmuştu. XVII. yüzyılın ortalarına doğru kimyacılar da bu konuya ilgi göstermeye başladılar, o güne kadar yalnız bir tür “hava” var sanılıyordu; o da soluk aldığımız hava; Fransa’da Lavoisier ve Berthollet; İngiltere’de Cavendish ve Priestley; İsveç’te Scheele; Rusya’da Lomonosov genel olarak kullanılan “hava” teriminin birçok gazları kapsadığını kanıtladılar; 1772′de Priesley, bu konuda yazdığı bir eserinde gazların bir dökümünü yaptı. Saydığı gazlar şunlardır: “ateş havası” (oksijeni kastediyordu.) “sabit hava” (karbonik gaz), “güherçileli hava” (azot bioksidi), “yanar hava” (hidrojen), “flogistikli hava” (azot) vb. Ayrıca bunların yanarlığı, yoğunluğu gibi özelliklerini de açıklıyor; “sabit hava”nın deney kabının dibinde kalan ağır bir gaz, “yanar hava”nın hafif ve uçucu olduğunu anlatıyordu.

devamını oku…

Categories: Dökümanlar Tags:

Attilâ İlhan Hakkında Bilgi – Attilâ İlhan Biyografisi

Cumartesi, 29 Eki 2011 yorum yok

Kendi ülkesinde yasaklanan Nazım Hikmet şiirleriyle bezeli, 40’ların romantizmi eşliğinde aşk mektupları yazan şair ruhlu adam; sürgünün eşiğinde bir şair, Attila İlhan. Cezaevinden akıl hastahanesine, daha yaşı tutmazken sorar; bu “hangi sağ, hangi sol, hangi vatan, hangi edebiyat, hangi seks”?

1925 senesinin 16 Haziran gününde İzmir’in Menemen ilçesinde Muharrem Bedrettin Bey (Cumhuriyet’in ilanıyla Menemen Müdde-i Umumiliği’ne atandı ve kısa bir süre sonra evlendiği Emine Hanım ile burada tanıştı) ile Emine Memnune’nin oğulları olarak dünyaya gelen Attila Hamdi İlhan, çocukluğunu savcı olan babasının farklı illere atanmasıyla İzmir, Adana, Konya gibi yerlerde geçirdi. Liseye İzmir Atatürk Anadolu Lisesi’nde başlayan Attila, okulda, hayatında ilk defa aşk mektubu yazacağı bir kıza aşık oldu. Kendi cümleleriyle başladığı mektupları Nazım Hikmet Ran şiirleriyle bitiren Attila, mektuplarına cevap aldığı için mutluydu, ancak genç kızdan kopyaladığı Nazım Hikmet şiirlerinden ötürü ‘mektuplarını yakmasını’ rica etti. Mektupları saklamayı tercih eden genç kız, niyetsiz davranışların her zaman bir sonucu olacağı gerçeğinden habersiz, yapılan bir arama sonucunda Attila’nın gözaltına alınmasına sebep oldu. İş büyüdü, Attila, Karşıyaka Polis Karakolu’ndan İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. 16 yaşındaki Attila, hücreye atılıp, günlerce sorgulandı. İki ay kaldığı hücrede, kendisi gibi ‘solcu’ bir kaç kişiyle arkadaşlık kuran ve Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142. maddeleriyle yargılanan genç adam, iş bilir avukatı sayesinde beraat ettiyse de, ‘sinir hastası’ sebebiyle Manisa Akıl Hastahanesi’ne yatırıldı. Burada da bir süre kalan Attila, tuhaftır, kendine Nazım Hikmet’le ilgili bir arkadaş edindi. Akıl hastahanesinden çıkan Attila’nın soruşturması nihayet sonuçlandı; eğitim hakkı tamamen elinden alınan genç adam, Türkiye sınırları içerisinde hiçbir okulda eğitim göremeyecekti. Bu karar üzerine savcı olan babası temyize başvurdu.

devamını oku…

Categories: Genel Tags:
mum