arşiv

0, 2011 için arşiv

Daktilonun İcadı Hakkında bilgi

Çarşamba, 30 Kas 2011 yorum yok

El yazısını matbaalardakine benzer usulde basılmış harflerle değiştirebilen makine”, yani daktilo için ilk patent, İngiltere’de Kraliçe Anne tarafından 1714′te İngiliz su mühendisi Henry Mill’e verildi, ama Mill bu buluşunu hayata geçirmedi. Böylece daktilonun icadı 1808′de Pellegrino Turri’ye (adı farklı biçimlerde kaydedilmiştir) kalmış oldu. Turri, bu daktiloyu görme engelli dostu Kontes Carolina Fantoni’nin kolay yazı yazabilmesi için icat etmişti. 1808 ile 1810 yılları arasında Kontes’in, Turri’nin daktilosuyla yazmış olduğu 16 mektup ve 1 deneme, bugün Reggio’da (İtalya) korunmaktadır.

Turri’nin makinesinde her harfin doğrudan kağıt üzerine basılmasını sağlayan minik tokaçlar olduğu anlaşılıyor. Hepsi aynı noktaya vuruş yapabilen harf çubuklarını da büyük olasılıkla ilk kez Xavier Progin icat etti, patentini 1833′te aldı. Çok sayıda üretilen ilk daktiloyu ise bir papaz olan Malling Hansen (Danimarka) 1865′te icat etti. Bu daktilo ilk kez 1870′te üretildi ve skrivekugle (yazar top) adıyla piyasaya sürüldü. Hansen’in skrivekugle’si büyük başarı sağladı ve tüm dünyada satıldı, ama tüm daktiloların standart tasarımına dönüşmedi.

devamını oku…

Categories: Dökümanlar Tags:

Akbank Kemeraltı Şubesi

Çarşamba, 30 Kas 2011 yorum yok

Akbank Kemeraltı Şubesi

Banka Adı Akbank T.A.Ş.
Şube Adı Kemeraltı
Adresi 863 Sok. No 71 35250
Şehir İzmir
İlçe/Semt Konak
Telefon 232- 483 66 14
Faks 232- 425 46 82
Categories: Genel Tags:

Elektrikli Ütünün İcadı Hakkında Bilgi

Çarşamba, 30 Kas 2011 yorum yok

Henry W. Seely (ABD) ilk defa ütünün taban kısmını ısıtmak için elektrik kullandı ve 1882 de elektrikli ütüyü icat etmiş oldu.Ütü iki karbon tabaka arasında kalan elektrik arkı sayesinde ısıtılıyordu.

1883 yılında ütüyü kablosuz hale getirip daha güvenli bir hale getirdi.  Çalışma sistemi günümüzdeki sistemle çok benzerdi. kablonun prize takılması ve ısıtılması gerekiyor, daha sonra prizden çıkarılıp rahatça kullanılabiliyordu. Tüm bunlara karşın, ütü oldukça pahalı ve dayanıksız bir aletti. Elektriğin yeni yeni yaygınlaşması ve satışların düşüklüğü nedeniyle ticari bir başarı elde edemedi.

Ütüler zaman içinde gelişti. 1926 yılında Eldez isimli bir kuru temizleme firması buharlı ütüyü üretti. Fakat geçmişteki başarısızlık bunada yansıdı. İnsanlar henüz bunu kullanamaya hazır değillerdi.. Bu yüzden bir başarı elde edilemedi.

O günlerde beri ütüler çok gelişti. Günümüzde kullanılan ütülerin çok büyük bir kısmı buharlıdır. Üretiminin ilk yapıldığı yıllarda pek ilgi görmesede gerçekten çok yararlı bir özellik olduğu anlaşıldı.

Categories: Dökümanlar Tags:

Fare Kapanının İcadı Hakkında Bilgi

Çarşamba, 30 Kas 2011 yorum yok

İlk yaylı kapanı icat eden William Hooker patenti 1894′te aldı ve Out of Sight (Gözden Irak) adıyla pazarladı; logonun ortasındaki “O” harfinin içinden bir fare kafasını uzatmış bakıyordu. (Hooker; 1865 ve 1908 arasında 27 buluşun patentini aldı; ilki çalı budama makasıydı, ama diğer hepsi ya kapılar ya da hayvan tuzaklarıyla ilgiliydi.) Beş yıl sonra, John Mast çok benzer bir aygıt icat etti ve bugün dünyanın en çok satan fare kapanı olduğu söylenen Victor’u pazarlamak için Lititz’de bir fabrika kurdu. (Şimdiki adı Woodstream Corp.) Hooker’ın Out of Sight patentini almasından dört yıl sonra, James Henry Atkinson başka bir fare kapanının patentini aldı. Kapanını bağımsız olarak mı icat ettiğini, yoksa Hooker’ınkinden mi kopyaladığı tartışmaya açıktır;ancak, İngiltere Patent Bürosu’nun 1905′te belirlediği yeni kurallar uyarınca, tümüyle yeni birşey olmasaydı, bu icadın patentini alamayacağı kesindir. Atkinson daha önce de jaluziler, şömineler ve ütülerle ilgili patent başvurusunda bulunmuştu.

devamını oku…

Categories: Dökümanlar Tags:

Adile Ayda Kimdir – Adile Ayda Biyografisi

Çarşamba, 30 Kas 2011 yorum yok

Adile Ayda Biyografi

Adile Ayda ;
senatör, akademisyen, yazar
1912 yılında Kazanda doğdu. Hukukçu Sadri Maksudi Arsal’ın (1880-1957) kızıdır. Lise öğrenimini fransa’da tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi.

Aynı fakültede öğretim üyesi oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi fransız edebiyatı doçentliğine atandı (1944). Sonra öğretim üyeliğinden ayrılarak, dışişleri bakanlığı’nda görev aldı (1958). 1976′da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından kontenjan senatörlüğüne seçildi. Edebi eleştirileri ve anıları Cumhuriyet gazetesi (1946-1949) ile Hisar dergisinde (1975-1976) yayınlandı. 1992 yılında vefat etti.

ESERLERİ:

-Yahya Kemal’in Fikir ve Şiir Dünyası (inceleme, 1979)
-Böyle İdiler Yaşarken (edebi hatıralar, 1984)
-Atsız’dan Adile Ayda’ya Mektuplar (anılar, 1989),
-Sadri Maksudi Arsal (biyografi, 1991)
* Yazar, kontenjan senatörü Adile Ayda , Şakir Rami ve Nizamettin Maksudi?nin torunu, Prof.Dr. Sadri Maksudi Arsal ve Kamile Arsal?ın kızı, Naile Turhan?ın ablası, Reşid Mazhar Ayda?nın eşi, Gönül Pultar ve Gülnur Üçok?un annesidir.
* Babası Sadri Maksudi Arsal, Başkırdistan doğumludur.

Categories: Genel Tags:

Gödel’in eksiklik teoremi Nedir

Salı, 29 Kas 2011 yorum yok

Gödel’in çağdaşı olan ünlü matematikçi Hilbert, matematikteki tüm ispatların, belli bir yöntemle, yani aksiyomatik bir sistem vasıtasıyla, elde edilebileceğini düşünüyordu ve bu doğrultuda çalışmalarına başladı.

Temel aritmetikteki tüm doğruları, aksiyomlarından türetebilirse, matematikteki tüm doğruları da bu aksiyomlardan elde edebilecekti.

Gödel bunun olanaksızlığını gösterdi. Bunu kısaca şu şekilde yaptı: Bu önerme ispatlanamaz ifadesini (G) aritmetik sisteminde formülize etti. Aynı şekilde G ifadenin değilini (Bu önerme ispatlanabilir) de formülize etti. Daha sonra, G ifadesinin aritmetik olarak doğruluğu hesaplanabilirse, G ifadesinin değilinin de doğruluğunun hesaplanabileceğini gösterdi.
devamını oku…

Categories: Dökümanlar Tags:

Atatürkün Hayatı – Atatürkün Biyografisi

Salı, 29 Kas 2011 yorum yok

Mustafa Kemal Atatürkün Hayatı
Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905′te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907′de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909′da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911′de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912′de Derne Komutanlığına getirildi.

devamını oku…

Categories: Genel Tags:

Pi Sayısının Tarihi Hakkında Bilgi

Salı, 29 Kas 2011 yorum yok

Hemen hemen tüm matematik kitaplarında, özellikle matematiği genelde bilime ilgi duyan kişilerin okuması için yazan kitaplarda, ve onun özelliklerinden söz edilmeden geçilmemiştir. Archimedes’ten sonra sayısı üzerinde çok çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan ilki, sayısının irrasyonel bir sayı olduğunun gösterilmesidir. Lindemann (1852-1939), 1882 yılında sayısının transandant bir sayı olduğunu göstermiştir.

Pi’yi hesaplamak için kullanılan en ilginç yollardan birini, 18. yy’da Fransız doğa bilimci Buffon, İğne Problemi’nde kullanmıştır. Bir düzlem, araları d birim olan paralel çizgilerle ayrılmıştır. Uzunluğu d’den kısa olan bir iğne, bu çizgili yüzeye düşürülür. Eğer iğne bir çizginin üzerine düşerse, iyi atış olarak kabul edilir. Buffon’un şaşırtıcı buluşu; iyi atışların kötü atışlara oranının ‘yi içeren bir açıklamasının olmasıdır. Eğer iğnenin uzunluğu d birimse, iyi atış olasılığı 2/ ’ dir. 1901′de Lazzerini 3408 atış yaparak ‘nin değerini 3.1415929 olarak hesaplamıştır ki; bu altı ondalık basamağa kadar doğruydu. ‘yi hesaplamak için başka bir olasılık yöntemi, 1904′de R.Charles tarafından bulundu. Buna göre; rasgele yazılan iki sayının göreceli asal olmalarının olasılığı dir. ’nin hesabı için çok değişik yöntemler kullanılmakla birlikte, günümüzde yakınsak sonsuz seriler, çarpımlar ve ardışık yineleme bağıntıları kullanılmaktadır.

Categories: Dökümanlar Tags:

Ömer Hulusi Efendi Kimdir – Ömer Hulusi Efendi Biyografisi

Salı, 29 Kas 2011 yorum yok

Ömer Hulusi Efendi ( 1857)
1857 yılında Dağıstan’da doğdu. Lezgi din bilginlerinden Mehmet Ali Efendi’nin oğludur. İlk öğrenimini Dağıstan’da gördü. Arapça öğrendi. İstanbul’a gelerek fikıh eğitimi gördü ve icazet aldı. Ayrıca Bursa Öğnetmen Okulunu da bitirdi. Daha sonra Mekteb-i Nüvab (Yargıç Okulu)nu da bitirerek öğretmenllik ve yargıçlık yaptı.

1912 de Meclis-i Tetkikat-i Şer’iyye (Din İşleri İnceleme Komisyonu) Başkanlığı’na getirildi. Anadolu Kazaskerliğine atandı. 1917 de Temyiz Mahkemesi’nde Şer’iyye Dairesi Bakanı oldu. Bu görevden Ahmet İzzet Paşa kabinesinde Seyhülislamlığa atandı (14.10.1918). Salih Paşa kabinesi’nde de Evkaf Nazırlığı yaptı. Milli Mücadeleye karşı şiddet kullanılmasına karşıydı. Bu nedenle İşgal Kuvvetleri’nin isteklerine rağmen Kuvayi Milliye’yi kınamayı reddederek O da Salih Paşa ile birlikte hükümetten ayrıldı.

Categories: Genel Tags:

Edat Nedir

Salı, 29 Kas 2011 yorum yok

Edat Nedir
Tek başına bir anlam taşımayan , ancak kendinden önceki sözcükle birlikte kullanıldığında belirli bir anlamı olan sözcüklerdir. Edatlar çekim eki alırsa adlaşırlar. En çok kullanılan Edatlar şunlardır:

Gibi:

Benzetme ilgisiyle ismi nitelerse Sıfat öbeği, fiili nitelerse Zarf öbeği kurar.

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi. (Sıfat)
Dev gibi dalgalar sahile vuruyordu. (Sıfat)
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner. (Zarf)
Dolu bir kadeh gibi kırılıyorum avuçlarında.(Zarf)
Sen de onun gibi düşünüyorsun (karşılaştırma)
Annem gibi dolma yapan dünyada bulamazsın (k.)
Yataktan kalktığı gibi dışarı fırladı.(hemen,o anda)
Haberi aldığı gibi yola çıktı.(hemen,o anda)
Ben ona insan gibi davrandım.( yakışır biçimde)
Birbirinizle adam gibi konuşun.( yakışır biçimde)
Saat üç gibi yanına gelirim. (dolayında)
Final maçı akşam sekiz gibi başlar ( dolayında)
Bugün yağmur yağacak gibi (tahmin)
Galatasaray bu maçı alacak gibi (tahmin)
Bir an onu sever gibi oldum (yaklaşma)
O sırada güneş çıkar gibi oldu. (yaklaşma)

İçin:

“-dik için” şeklinde neden- sonuç “-mek için” şeklinde amaç – sonuç ilişkisi kurar.

yağmur yağdığı için pikniğe gidemedik. (n.s)
Hasta olduğum için dersi dinleyemedim. (n.s)
Kadın oğlunu görmek için şehre gitti. (a.s)
İşe girmek için ehliyet almış (a.s)

Görelik anlamında görüş bildirir:

devamını oku…

Categories: Dökümanlar Tags:
mum