ana sayfa > Dökümanlar > Hasan Sabbah ve Suikast Timi

Hasan Sabbah ve Suikast Timi

Pazartesi, 31 Eki 2011 yorum ekle yorumlara git

amanın tarih yazıcıları yaşadıkları çağ için “Bu dünyayı Nizam-ül Mülk yönetti, Ömer Hayyam yorumladı ve Hasan Sabbah korku saldı” olarak anlatırlar. Ben bu başlık altında, dönemlerine damgalarını vurmuş adamlardan Hasan Sabbah ve Fedailerini anlatmaya çalışaçağım…

İlk olarak Hasan Sabbah’ı tanıyalım. Bu isimle ilk karşılaşmamı lisedeki tarih derslerinde oldu. Onu, o zamanlar İran bölgesinde Selçukluların başına musallat olan bir Şii lider olarak tanıdım. Bu isim her zaman bana sempatik geldi, bir de orası var. Neyse…

Hasan Sabbah kimine göre -yandaşlarına- çok büyük bir önder, kimilerine göre ise kötülüklerin kralıydı. Ama gerçek olan birşey varsa o da yaşadığı döneme damgasını vurmuş bir şahsiyetti. Hasan Sabbah’ın yapmak istediği, bulunduğu yerden tüm dünyaya korku salmak ve yönetmekti. Bunu yapmak için de kendisine körü körüne bağlı adamların olması gerektiğini düşünüyordu. Bu adamları elde etmek için ise inanılmaz bir plan yapmıştı.

Plana gelmeden önce bu plan fikrini ona verenin, Ömer Hayyam olduğunu söyleyelim. Yaptığı plan, kendisini Allah (c.c.) peygamberi yerine koymak ve muminlere öldükleri zaman gidecekleri yer olarak söylenen cennetin anahtarlarının elinde bulunduğuna inandırmaktı.

Bu planı gerçekleştirmek için en uygun yer İsmaili tarikatıydı. Bu taritaka girdikten sonra kendisine planını gerçekleştirecek bir yer gerekiyordu, burası da Alamut Kalesinden (Kartal Yuvası) başka bir yer olamazdı. Alamut Kalesi konumu ile fethedilemez olarak görülüyordu.

Alamut Kalesi
Alamut Kalesi

Kale Hasan Sabbah’ın sahte cennet planını gerçekleştirmesi için biçilmiş kaftandı. Kalenin arkasında yapılmış, sadece kalenin içinden geçilebilen bir bahçesi vardı. Bu bahçeyi Kuran-ı Kerim’de yazan cennetin bir benzeri olarak dizayn ettirdi. Sahte cennetine köle pazarlarından kızlar satın alarak yerleştirdi, ve onları aşk sanatı konusunda yetiştirdi.

Bu bahçeye göndereceği delikanlıları ise, kalede oluşturduğu özel bir birlik olan Fedailerden seçiyordu. Ama Fedai olabilmenin iki önemli şartı vardı: Hayatları boyunca hiç bir cinsel ilişkiye girmemiş olmaları ve İsmaili inancına bağlı olmaları gerekiyordu.

Ancak bi sorun vardı: Fedaileri oraya onlar anlamadan nasıl gönderecekti? Bunu da haşhaşın bayıltıcı etkisini kullanarak çözdü. Bu şekilde kendisine Canlı Hancerler adını verdiği özel bir birlik yaratmış oldu. Haşaşiler adı da buradan gelmektedir. Bu birlikte askerler, sahte cennetin büyüsüne o kadar kapılmış oluyorlardı ki, Mehdi (yani Hasan Sabbah)’nin tek bir emriyle kendilerini ölüme gönderebiliyorlardı.

Bunun en güzel örneği şuydu: Bir seferinde Alamut Kalesi Nizam-ül Mülk’ün askerleri tarafından kuşatılmıştı, kuşatma komutanı bir elçi göndererek kalenin kendilerini teslim edilmesini istedi. Buna karşılık Hasan Sabbah gelenleri korkutmak amacıyla, sahte cennetine gönderdiği üç askerin ikisiniden tek bir emirle elçilerin gözleri önğnde kendilerini öldürmelerini istedi. Birisine git şu kuleden atla, diğerine de hançeri kalbine sapla diyerek bunu gerçekleştirdi. Tüm kale ve elçilerin önünde fedailerden biri kalenin kulesine çıkarak hiç bir tereddüt göstermeden aşşağıya atladı, diğeri de aynı şekilde hançeri gözünü kırpmadan kalbine sapladı ve bu iki fedainin de suratlarında cennete gitmenin sevinciyle gülümseme görüldü. Bu olay bir anda tüm İran’da duyuldu ve Hasan Sabbah’ın müritleri artmaya başladı.

Üçüncü fedaisini, yani canlı hancerini de Nizam-ül Mülk öldürmeye gönderdi, eline uçu zehirli bir hançer vererek. Yapması gereken sadece Mülk’ün herhangi bir yerini kesmekti. Aynı şekilde dönemin şahı Melikşah’ı da aynı şekilde öldürttü.

Adamlarının eline verdiği haşhaş haplarını suikast sırasında almalarını istedi. Bu şekilde görevlerini gerçekleştirdikden sonra cennete gitme umuduyla hiçbiri olay yerinden kaçmadı ve ölümleri sırasında yüzlerinde taşıdıkları o gülümseme herkesin kalbine işleyen bir korku salınmasına neden oldu.

Hasan Sabbah, bunu yaparak tarihteki ilk suikast timini kurmuş, aynı zamanda korku krallığını da başlatmış oldu. Bu planını gerçekleştirirken en önemli düsturu, “hiçbir şey doğru değil, her şeye izin var” idi.

Categories: Dökümanlar Tags:
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok
yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız
mum