ana sayfa > Genel > Hasan Saka Kimdir – Hasan Saka Biyografisi

Hasan Saka Kimdir – Hasan Saka Biyografisi

Pazartesi, 21 Kas 2011 yorum ekle yorumlara git

I. HASAN SAKA’NIN HAYATI
1885′te Trabzon’da doğdu. Sürmene eşrafından Sakazade Hafız Yunus Efendi’nin oğludur. İlk ve orta öğretimini Trabzon İptidai mektebi ve Rüştiyesi’nde tamamladıktan sonra İstanbul-Mercan idadisinden mezun oldu. Mülkiye mektebine girerek Temmuz 1908 de diploma aldı. Eylül’de Divan-ı Muhasebat (Sayıştay)’ta devlet hizmetine girdi. Ekim 1909′da Avrupa’da öğrenim için açılan bir sınavı kazanmasıyla Fransa’ya gönderildi. Kasım 1912′de Paris, Siyasal Bilgiler Okulu Diplomasi şubesinden mezun olarak yurda döndü.

Sayıştay’da eski görevine devam etti. Nisan 1915′te Maliye Nezareti Varidat Umum Müdürlüğü Temettü Vergisi Temyiz Komisyonu I’inci Müeyyizliğine atandı. Ekimde Hukuk Mektebi Umumi İktisad Öğretmenliği ek görev olarak verildi. Ekim 1916′da Eskişehir Bölge İktisat Müdürü oldu. Eylül 1917′de İstanbul’daki eski görevine getirildi. 4 Eylül 1918′de Mülkiye Mektebi İktisat Öğretmenliğini üstlendi. İstanbul Mebusan Meclisi’nin son dönemi milletvekili seçilerek dağılmasına kadar aktif görev yaptı. Bu arada bir süre İaşe Umum Müdürlüğü Tefdiş Heyeti’nde bulundu.

TBMM’nin I inci döneminde Trabzon milletvekili olan Ahmet Faik Bey’in Yargıtay üyeliği tercih ederek milletvekilliğinden ayrılması üzerine 28 Ocak 1921′de seçilerek 28 Ocak’ta meclise katıldı. Bütçe komisyonunda görevlendirildi. 1921 de Komisyon sözcülüğüne seçildi. 19 Mayıs 1921′de Maliye Vekili oldu. İstiklal savaşının en kritik döneminde ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için büyük gayretler gösterdi. Zaman zaman ağır eleştirilere hedef oldu. 22 Nisan 1922′de istifa suretiyle görevinden ayrıldı. 11 Mayıs 1922 de İktisat Vekilliğine seçildi. 29 Ağustos’ta Türkiye ile Rusya arasında yapılan Ticaret anlaşması için kurulan komisyonun başkanlığına getirildi.

Lozan Barış Konferansı’na gidecek ve Türk delegasyonuna 3 Kasım 1922′de üye seçilerek görevinin sonuna kadar izinli sayılması kararlaştırıldı. Yıl sonunda Lozan’dan Ankara’ya gelerek l Ocak 1923 günü birleşiminde konferans görüşmeleri hakkında TBMM’e açıklamalarda bulundu. Barış anlaşmasının 24 Temmuz’da imzalanması üzerine Delegasyonla birlikte 10 Ağustos 1923′te yurda döndü. Dönem içinde 31′i gizli oturumda olmak üzere kürsüde 118 konuşma yaptı.

II. Dönem Seçimlerinde tekrar Trabzon milletvekili seçildi. 23 Ağustos 1923 Birleşiminde Lozan Konferansı’ndaki hizmeti nedeniyle kendisine teşekkür edilmesine karar verildi.24 Eylül’de istifa eden Mahmut Esat Bey’in yerine İktisat Vekilliği’ne atandı. 30 Ekim 1923′de İsmet Paşa’nın başkanlığında kurulan ilk Cumhuriyet kabinesinde yerini korudu. 6 Mart 1924′de ikinci İsmet Paşa kabinesinde Ticaret Vekilliği’ne atandı. 21 Kasım 1924′de kabinenin istifasıyla görevi son buldu. 3 Mart 1925′deki 3. İsmet Paşa kabinesinde Maliye Vekilliği’ne getirildi. 13 Temmuz 1926 da görevinden istifa etti. l Kasım 1926′da TBMM başkan vekili seçildi. III. IV. V. dönemlerde bu görevini korudu.

24 Ekim 1936′da Ankara Siyasal Bilgiler Okulu İktisat Profesörlüğünü üstlendi. VI. VII. VIII. ve IX. dönemlerde milletvekili seçilerek yasama görevini 1954 seçimlerine kadar sürdürdü. Bu arada Hükümetin profesörlük ve milletvekilliğini bir arada yürütemeyeceği hakkında aldığı karar üzerine 30 Eylül 1941′de profesörlükten çekildi. 9 Mart 1945′de Dışişleri Bakanı oldu. San Fransisko konferansında Türk delegasyonunun başkanlığım yaptı. 1947′de görevi son buldu.

10 Eylül 1947′de Başbakanlığa atandı. Çok partili seçimle girilen bu dönemde, demokrasinin ve partiler arası ilişkilerin düzeltilmesi için gayret gösterdi. Muhalefet yanında, kendi partisince de eleştirilere uğrayınca 9 Ocak 1949′da Başbakanlık görevinden çekildi. Mecliste CHP Grup Başkanı olarak yasama görevini sürdürdü. 1954 seçimleriyle politikadan çekildi. 29 Temmuz 1960′ta İstanbul’da öldü.

II. EKONOMİK VE MALİ MESELELER KONUSUNDA GÖRÜŞLERİ
Hasan Bey’in I. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gizli ve açık oturumlarında, taptığı konuşmalar dikkate alınarak, ekonomik ve mali konularda görüşlerini ortaya koymaya çalışacağız. Konuşmalar, Hasan Bey’in daha sonraki dönemlerde yapmış olduğu konuşmalar ve varsa fikir değişiklikleri de dikkate alınacaktır.

a) Bütçe Görüşmeleri

Hasan bey 28.2.1921 tarihi itibariyle Muvazene-i Milliye Encümeni’nde görev almaktaydı. Bu tarih itibariyle eski bütçenin süresi dolmuş, fakat yeni bütçe meclis tarafından onaylanmamıştı. Bu sebeple Maliye Vekaleti kurumlara ödeme yapamamaktaydı. Hasan Bey bütçenin zamanında hazırlanmamasını hükümetin ihmaline bağlar. Ona göre hükümet bütçeyi zamanında meydana getirip meclise sunmadığından dolayı mesuldür.

Hasan Bey Milli Mücadele’nin orduyla kazanılacağının bilincindedir. Dolayısıyla ordu mali açıdan sıkıntıda bırakılmamalıdır. Hasan Bey bütçe hazır olmadığı için Ordunun zaruri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 2 milyon liralık bir avans kanunu teklif etmiştir . Bu mevcut masraflara karşılık olarak da Ağnam vergisi gösterilmişti.

Hasan bey 19 Mayıs 1921′de Maliye Vekili oldu . Bu sıfatla yapmış olduğu incelemelerle mevcut bütçesi ve maliyenin vaziyetini incelemiştir. İnceleme sonunda yedi aylık devletin bütçe açığının 15 milyon 500 bin lira olduğunu görmüştür. Bunun yanında ödenmeyen borcun miktarı 15 milyon 530 bin liradır. Ayrıca Maliye Vekaleti’nin elinde Rusya’dan gelen 510 bin altın vardır. Bunun yanında 204 kilo külçe altın bulunmaktaydı. Aşarın ihale edilen kısmı 70 milyon liradır. Bu tarihten itibaren orduya hiç tahsisat verilmemesi halinde 5 milyon lira daha bütçe açığı olması beklenmektedir.

Bunun yanında Hasan bey mevcut durumun düşman tarafından öğrenilmesinin sakıncalarını göz önünde tuttuğundan 1921 senesinin bütçesinin gizli yapılmasının gerektiğini söylemektedir .
Bütçe açığının tam olarak tesbit edilememesi Maliye Vekaleti’nin o dönemde karşılaşmış olduğu önemli sorunlardandı. 5 Ocak 1921′e kadar olan mevcut bütçe açığı 30 milyon liraydı. Telgraf ve haberleşmenin istenildiği gibi yapılamaması, Livalardaki durumun tam olarak tesbit edilememesine yol açmakta, bu durumda bütçe açığının tam olarak belirlenememesi sonucunu doğuruyordu . Hasan Bey’e göre bütçe açığı ülkenin 8-10 seneden beri harp yapmasından kaynaklanmaktaydı. Gelirler orduya harcanıyordu. Hasan bey mevcut gelirlerle ordu ihtiyacının karşılanmasının mümkün olamayacağını söyler.

Maliye Vekaleti bütçe açığını kapatmak için bir çare bulamamış ve mevcut açığı 1922 senesine devretmiştir. Hasan Bey savaşın kısa bir zaman sonra bitmesi durumunda askeri masraflar azalacağından bütçe açığının kademe kademe giderilebileceğini düşünmektedir. Vekalet mevcut açığı kapatmak için borç almaktan çekinmeyeceğini belirtir.

Hasan Bey harp seneleri maliyenin iyiden iyiye bozulmasını ordunun seyyar halde olmasına ve ordunun masraf ve harcamalarının tam olarak tesbit edilememesine bağlar. Ordunun masraflarını tesbit edecek heyetlerin oluşturulmasını ve bu heyetlerin orduyla beraber görev yapmalarını maliyenin giderlerinin tesbiti açısından önemli görür. Bu heyetleri en kısa zamanda göreve başlatmak kararındadır.

Maliye Vekili Hasan Bey’in ekonomiyi düzeltmek için çok önemli gördüğü tedbirlerden birisi de, 5 senelik arazi vergisinin bir defaya mahsus olmak üzere peşin alınması, sonradan da bu verginin kaldırılması idi. Bu teklif meclisteki diğer milletvekilleri tarafından çok sert eleştirilere uğramış, halkın elinde bir defada verilebilecek bu kadar paranın olmadığı ileri sürülerek kanun teklifi reddedilmişti. Bu durum karşısında Hasan Bey Maliye Bakanlığı’ndan ayrılmak istemiş, bu isteği de meclis tarafından kabul edilmişti.

b) Maaşlar ve Harcırah Meselesi

Hasan Bey 11.4.1921 tarihli harcırah kararnamesini açıklarken harcırahın memura verildiği gibi memurun ailesine de verilmesi görüşünü savunur. Eğer memur tayin edildiği bölgede bulunuyorsa dışarıda bulunan ailesinin masraflarının karşılanması amacıyla harcırah verilmesinden yanadır. Böyle bir durumda memura harcırah ödenmeyecektir.

Memurlar savaş tehlikesi altındaki bölgelere tayin olmak istememekteydiler. Ordunun hareket sahası içinde olan bölgelerde hayat şartları güç, bunun yanında da birçok ihtiyaç maddesi oldukça pahalıydı. Hasan Bey memurları bu bölgelere göndermek amacıyla maaşlarına bir miktar daha ilave de bulunulması konusunda çalışmış ve Muvazene-i Maliye encümenince bu isteği kabul edilmiştir.

Hasan Bey maaş alamayan gazilerin mağduriyetinin giderilmesi için çaba göstermiştir. Maaş alamayan gazilere altı ay içinde tezkereleri verilip maaş bağlanmasını teklif etmiştir. Bu konuda kanun çıkması için çalışmış, nitekim 17.11.1921 tarihinde sözkonusu kanun yürürlüğe girmiştir .
Kayseri Mebusu Rıfat Bey’e bazı memurlar maaş alamadıkları gerekçesiyle mektupla başvurmuşlardır. Rıfat Bey’de bu durumu Meclise getirerek Hasan Bey’e eleştiride bulunur. Hasan Bey Milli Mücadele’nin ağır şartlarından bahseder bu şartlardan dolayı ulaşım ve postanın iyi işlemediğini belirtir. Uzak bölgelerdeki memurların maaş alamamasının yegane sebebinin bu olduğunu söyler. Buna karşın bu memurların sayılarının çok az olduğunu, bu eşitsizliğin giderilmesi için elinden geleni yapacağını belirtir .

c) Vergiler

TBMM Hükümeti savaş bölgelerinden istediği gibi aşar vergisini alamamaktaydı. O dönemde mevcut olan usule göre üretici ürününü mültezim gelinceye kadar harmanda bekletmek zorundaydı. Savaş şartları sebebiyle mültezimler zamanında ürünü toplayamıyor ve bu sebeple bekletilen ürün güneş altında yanıyordu. Bu durumun önüne geçebilmek için Hasan Bey hazırlanan Aşar kanunuyla aşarın toplanmasında ordunun yardımına başvurmuştur. Bu kanuna göre Ordu Kumandanları, aracılığıyla ürünler cephe gerisine sevkedilecektir . Bu kanunla Batı cephesinde uygulanmakta olan bu sistem Elviye-i Selase’de de tatbik edilecekti. Bu şekilde ürünün düşman eline geçme ihtimali önlenmiş olacaktı.

Bunun yanında Hasan Bey ülkenin ekonomik durumunu göz önünde tuttuğundan gayrimüslimleri kapsayan bedel karşılığı askerlik yapılmasına taraftar olmuştur. Bu kanun Osmanlı dönemindeki Bedel-i Nakdi Kanunu’na göre daha ağır şartlar içeriyordu. Alınacak Bedel-i Nakdi ile önemli bir gelir sağlanmış olacaktı .
Kars, Ardahan, Artvin Birinci Dünya Savaşı sırasında Ruslar’ın eline geçmiş olduğundan Ruslar o bölgelerde kendilerine göre bir vergi sistemi uygulamaya koymuşlardı. Elviye-i Selase Mebusları Hasan Bey’in yanına gelerek mevcut Rus vergi usulünün bir yıl daha devamını istemişlerdir. Hasan Bey muhtemel karışıklıkların önüne geçmek amacıyla o yıla mahsus olmak üzere Rus sisteminin devamı konusunda kanun çıkartmıştır.

Eskişehir-Kütahya bozgunu sonrasında Başkumandan Mustafa Kemal 7-8 Ağustos tarihinde Tekalif-i Milliye emirlerini yayınladı. Bu emirlere göre her kazada Tekalif-i Milliye komisyonu oluşturulacak ve bu komisyon emirlerin gereğini yerine getirecekti. Ancak bu komisyonlar halktan topladıkları malların fiyat tesbitinde devleti koruyan bir şekilde davranmışlardır. Hasan bey halkın bu mağduriyetinin önüne geçilmesi gerektiğini düşünmektedir. O, 16 Şubat 1922 tarihli bir konuşmasında kanunun önemine değinerek “Şunu da itiraf etmek mecburiyetindeyim ki; süratle askerlerin ihtiyacını toplayalım fikriyle hareket eden Tekalif-i Milliye komisyonları aldıkları eşyanın kıymetinin belirlenmesinde biraz ihmalleri vardır” demiştir .
Tekalif-i Milliye emirleri yerine getirilirken Mültezimlerinde ellerindeki malların %40′ına el konmuştur. Bu sebeple mültezimler devlete olan borçlarını ödeyememişlerdir. “Hasan Bey; mültezimlerin elindeki malların devlet malı olduğunu, dolayısıyla bu malları satmak suretiyle mültezimlerin elde edeceği geliri devlete vereceğini söyler.

Bu sebeple mültezimlerin Tekalif-i Milliye emirlerinden muaf tutulmasını istemektedir .
Savaş şartlarının ortaya çıkardığı olağanüstü ortamdan bazı tüccarlar oldukça fazla kazançlar elde etmişlerdi. Maliye Vekaleti bu kazançlardan vergi alabilmek için Harp Kazançları Kanunu çıkarttı. Bu kanuna göre faiş kazançlar sağlayan tüccarlardan vergi alınacak ve o senenin bütçesine ilave edilecekti . Bu konuda Hasan Bey “Hükümet hazinesinin hakkı olarak talep ettiği parayı almak için hukukunu himayeye ve adaleti temine mecbur bulunduğu gibi mükellefin servetini elinden almak niyetinde değildir” demektedir.
Hükümet, gümrükten ülkeye giren sigara kağıdını vergilendirmek için bütün sigara kağıtlarına bandrol yapıştırmayı düşünmüştür. Hasan bey, bandrol yapıştırılmasının çok masraflı olduğunu, birçok kontrol memurunun gerektiğini söyleyerek bu düşünceye karşı çıkmıştır. Hasan Bey bunun yerine zahmetsiz bir yoldan gümrüklerde vergilendirme yoluna gidilmesini istemiştir. Ülke içinde imal edilen sigara kağıdını vergilendirmek amacıyla her imalathaneye bir memur tayin edilmesini uygun görmüştür. Yapılan oylamayla Hasan Bey’in kanun teklifi meclisten geçmiştir.

Meclise, köylünün Ağnam vergisini ödediğinden dolayı diğer vergilerden muaf tutulması konusunda kanun teklifi sunulmuştu. Hasan Bey bu kanun teklifine tepki göstermiştir. Ona göre sürü sahiplerinin çoğu şehirlerde oturmaktaydı. Köylünün sürüsü olmadığı gibi ortalama üç-beş koyunu vardı, köylüde mevcut bu koyunlarını kaydetmiyordu. Bu sebeple verginin köylüden toplanan vergi, şehirliden toplanan vergi diye bölünmesine ve köylünün vergiden muaf tutulmasına oldukça fazla tepki göstermiştir. Hasan Bey’e göre vergiye tabi olup şehirde yaşayan işçi ve fukara halkın yaşam şartları köylüye göre daha ağırdı. O işçi ve fukaranın vergi verdiği yerde köylünün de vergi vermesi gerekmekte olduğunu söylemektedir.

d) İthalat ve İhracat

Ülke içinde bulunan paranın ülke dışına çıkmasını engellemek, Hasan Bey’in en önemli ekonomi politikasını oluşturur. Maliye Vekili ağır gümrük vergileri koymak suretiyle Osmanlı’da olduğu gibi Türkiye’nin açık pazar olmasının önüne geçmeyi amaçlamıştır. Gümrüklerin artırılmasıyla yerli ürünlerin ithal ürünler karşısında korunması düşünülmüştür . Fakat Hasan Bey hiçbir zaman ithalatı önleme gibi bir politika izlememiştir. Zira Maliye Vekili o dönemde ülkenin ihtiyaçlarının karşılayacak sanayinin ülkede mevcut olmadığının farkındaydı.

Meclis içinde bazı mebuslar, kaçakçılığın önlenmesi için gümrük vergisinin hafifletilmesini savunmuşlardır. Bu eleştirilere karşılık Hasan Bey “Eşyalar ister ithal edilsin, isterse de ülke, içinde üretilsin onların vergiye tabi tutulması esastır” demektedir. Bunun yanında ithal ürünlerinden alınan verginin çok görülmemesini zira ülkenin olağanüstü bir durum yaşadığını ve birçok ihtiyaçların olduğunu söyleyerek gümrük gelirlerinin bütçedeki önemine değinir . Bunun yanında halkı da mağdur etmemeyi esas kabul etmesine karşın lüks eşyalardan diğerlerine nazaran ağır vergiler almıştır .

Ülke içinde bazı sanayilerin mevcut olmaması sebebiyle mecburi olarak ithalat yapılmaktaydı. Bu ithalat fiili olarak savaştığımız Yunanistan’dan bile yapılabiliyordu. Hasan Bey ağır vergiler koymak suretiyle ülkeye adi malın girmesini önlemeye çalışmıştır .

Hasan Bey, 7.5.1921 tarihli konuşmasında “Çok önemli bir gereksinim olmadan düşman memleketlerinden ithalat yapılmasının ülke ekonomisini çökerteceğini” söyler. Bu maksatla tarihinde ziynet eşyalarının menni doğrultusunda bir kanun çıkmıştı. Hasan Bey bu kanunun ziynet eşyalarının ülkeye girişine engel olamayacağını, bu eşyaların kaçak olarak ülkeye gireceklerinden en az üç misli fiyattan satılacağını söyler. Bu da Hasan Bey’in ekonomi politikasına aykırı bir durumdur .

Ona göre ülkenin gümrük hudutlarında teşkilat yoktu, dolayısıyla kaçak mal girişine engel olunamamaktaydı. Bu sebeple mevcut kanunun faydalı olabilmesi için öncelikle gümrüklerde yapılanmaya gidilip, kaçak malın ülkeye girişine engel olunması gerekmekteydi .

Bu maksatla Güney gümrük hududu 1921 de oluşturulmuştu. Hasan Bey gümrüklerdeki memurların yetersizliğinin farkındaydı. Kaçakçılığın önüne geçebilmek için gümrük memurlarının sayısını arttırmak gerekiyordu. Bu maksatla Maliye Vekili Muvazene-i Milliye encümeninden ek ödenek istemiştir .
Bütün bu tedbirlere rağmen ülke içindeki paranın dışarıya çıkmasına engel olunamamıştır. İthalat fazla olduğu için devletin elindeki altınlar yurt dışına çıkmış, buna karşı az ihracat yapıldığı için altın girdisi az olmuştu .

Hasan Bey 8 Kasım 1921 tarihinde yapmış olduğu konuşmasında “memleketin hakiki sermayesi olan altın hangi memleketin olursa olsun gerek sikke halinde, gerekse başka hallerde muhafaza etmek memleketin iktisadi hayatım kontrol eden siyasetçilerin çok önemli bir vecibedir. Bu memleketin altın madenleri yoktur, elimizden çıkan altının da iade edilmesine imkan yoktur” diyerek ithalat ve ihracat konusunda izlemiş olduğu politikalarda gütmüş olduğu gayenin temel mantığını açıklar .
Düşman devletleri, kendilerine karşı direnen ordumuzu çökertemeyince, üretip Avrupa piyasasına sürmüş olduğumuz malları almamak suretiyle iktisadi yapımızı çökertmeye çalışmışlardır.

Milli Mücadele döneminde Hasan Bey’in gümrüklerde rastlamış olduğu önemli sorunlardan biri de gümrüklerde istatistiklerin yapılmamasıydı. Dolayısıyla gelen ve giden mallar bilinmemekte, bunun sonucu olarak gelmesi beklenen vergi gelirlerinin miktarı tahmin edilememekteydi .
Bunlara karşın Tekalif-i Milliye emirleri yayınlandıktan sonra ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gümrük vergileri neredeyse sıfıra indirilmişti. Bu uygulama Hükümeti 13 aylık zaman zarfında gümrük vergilerinden yoksun bırakmıştı .

e) Ticaret

Hasan Bey ticari hayatımızdaki en önemli sorunu üretilen malların satılması sırasındaki ulaşım yetersizliği olarak görür. Mevcut nakliyeler at ve arabayla yapılmakta bu da çok pahalıya gelmekteydi . Ticaretin geliştirilmesi için ucuz maliyetin gerekliliğinin farkında olan Hasan Bey ulaşımda trenlerin yaygınlaştırılmasının gerekliliğine inanır. Bu sayede maliyetin azalacağım, dolayısıyla da ticaretin hacminin artacağını düşünmektedir .

Maliye Vekili Hasan Bey kibrit ve sigara kağıdının tüccarlar tarafından stok edilmesiyle, bu ürünlerin fiyatlarının arttığını dolayısıyla halkın mağdur olduğunu söylemektedir. Bunun önüne geçebilmek için Hasan bey, 1.8.1921 tarihinde çıkartılan bir kanunla Maliye Vekaleti’ni aktif olarak ticaretin içine sokmuştur. Bu kanuna göre Maliye Vekaleti tüccarların ellerindeki malları toptan fiyatına alacak bunun yanından da dışarıdan kibrit ve sigara kağıdı ithalini devlet yapacaktı. Böylece bu ürünler daha ucuz fiyata mal edilmiş oluyordu. Daha sonra Maliye Vekaleti %10 kâr payıyla satmak üzere bu mallan tüccarlara dağıtacaktı. Maliye Vekili Hasan Bey’in uygulamalarıyla halka daha ucuz fiyata ürün satılmış oluyordu . Ellerindeki kibrit ve sigara kağıdı stokunu Maliye Vekaleti’ne vermeyen tüccarlara 100 liradan 1000 liraya kadar ceza verilmesi uygun görüldü .

Ülke içinde yapılan üretimin artması, ithal ürünlerin azalması sonucunu doğuruyordu. Bunun sonucunda da paranın yurt dışına çıkması azalıyordu. Karahisar Mebusu Mehmet Şükrü Bey üretimi artan fabrikaların sahiplerinin Rum olduğunu söylemesi üzerine Hasan bey “Mezhepleri, ırkları ne olursa olsun bizim Misak-ı Milli dahilindeki kuruluşlardır” diyerek Mehmet Şükrü Bey’i eleştirmiş ve Rum’da olsa yerli üreticinin iç piyasaya hakim olmasını savunmuştur .

f) Tasarruf Tedbirleri

Hasan Bey ordunun zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilmek için her türlü gereksiz harcamanın önüne geçmeye çalışmıştır. Bu maksatla askerlerin almış olduğu makam maaşını bile kesmekten çekinmemiştir. Fakat bu işleri yaparken ordunun şevk ve gayretini kırmamaya da özen göstermiştir. Hasan bey bu tedbirler sayesinde 6,5 milyon liralık tasarruf sağlanmıştır. Bunun yanında cephe gerisinde görev yapan, seferberlik ve cephe zammı alan askerlerin bu gelirlerine de el koymak istemiştir. Bu şekilde daha zaruri ihtiyaçların sağlanması için gerekli para sağlanmış olacaktı .www.buzlu.org

21 Şubat 1922 tarihinde Hasan Bey kendi vekaleti içinde çalışan memurlara zamlı maaş verdiği gerekçesiyle eleştirilere uğramıştır. Bu eleştirilere Hasan Bey’i kendi yetkilerinin zamlı maaş vermeye elverdiğini fakat tasarruf amaçlı olarak zamlı maaş yerine eksik maaş verdiğini söyleyerek cevap vermiştir .
Hasan Bey Milli Mücadele için gerekli paranın temini amacıyla memurlara da bir ödev yüklemiştir. Buna göre işlerini aksatmayacak şekilde memur maaşlarının %20 oranında düşürmeyi uygun görmüştür. Ali Şükrü Bey’in bu konuda oldukça sert ihtiyaçları olmasına karşın Muvazene-i Umumiye’nin masraflarının %90′ını memur maaşlarının oluşturması, Hasan Bey’i böyle bir tedbir almaya itmiştir . Toplumun her kesimi Tekalif-i Milliye emirlerinin uygulayarak ordunun ihtiyaçlarını karşılamada üzerine düşen görevini yerine getirirken memurlara da bu şekilde bir görev yüklenmiştir.

Hasan Bey mevcut vekaletlerin elinde bulunan ve ihtiyaç görülmediği gerekçesiyle kullanılmayan 11 otomobili ihaleyle satmak suretiyle bütçeye katkı sağlamıştır . O dönemde otomobilin çok lüks bir araç olduğunu göz önünde tutarsak milletvekillerinin; Devlet menfaatleri, şahsi menfaatlerinin çok üzerinde tuttuğunu görmekteyiz.

Ruslar Birinci Dünya Savaşı’yla Doğu Anadolu’yu işgal etmiş, ordularının sevkiyatını sağlamak amacıyla birçok alet ve edevatı bölgeye getirmişlerdi. 1917 Bolşevik ihtilali sonrası Ruslar Doğu Anadolu’dan çekilince bu aletleri bölgede kalmıştı. Hasan Bey tasarruf amacıyla bu Rus aletlerinden de yararlanmayı düşünmüş ve Ziraat Bankası aracılığıyla bu aletleri toplatmış, tamir ettirmiş ve satılması için çalışmıştır. Bu sayede aletler zayi olmamış ve ekonomiye katkı sağlamıştır .

g) Ekonomi
Hasan bey milletvekili seçilip Ankara’ya geldikten kısa bir süre sonra Muvazene-i Milliye komisyonunda görev almış, 19 Mayıs 1921 tarihinde de Maliye Vekili seçilmişti, dolayısıyla vekil olarak seçilmesinden itibaren ekonomide aktif görev almıştır.

Hasan Bey devletin parasının yurtdışına çıkmamasını sağlamak için uğraşırken, merkezi İstanbul’da bulunan Osmanlı Bankası’nın sermayesini Fransa’ya nakletmesinin önüne geçmeye çalışmıştır. Bu paraların yurtiçinde kullanılmasının yollarını aramıştır.
Hasan Bey Hazine’nin eline geçen paraların ihtiyat olarak elde tutulmasını istemektedir. Fakat kendisi Maliye’nin ihtiyaçlarını gözönünde tutulduğundan bu paraları piyasaya sürmek zorunda kalmıştır .
Milli Mücadele döneminde Hazine’nin en önemli gelir kaynağını dış yardımlar oluşturuyordu. Bu yardımlarında en önemli kısmı Ruslar’dan gelmekteydi. Hasan Bey ordunun ihtiyaçlarını göz önünde tuttuğundan bu paranın büyük bir kısmını orduya harcamıştır .

Bunun yanında Hasan Bey iç piyasada Rus altınının dolaşmasında hiçbir sakınca görmemiştir. Zira altın paranın evrensel bir para olduğunu bilmekte ve Osmanlı piyasalarında yabancı paraların dolaştığını göz önünde tutmaktadır .
Hasan Bey sabit kur uygulamasının zararlı olduğunu söyler. Ayrıca el altından para bastırmak yasaktır denmesinin yanında gerekli tedbirler alınmazsa Türk parasının değeri kalmayacaktır .

h) Sanayi
Hasan Bey “Siyasi bağımsızlığın yanında iktisadi bağımsızlığında öneminin farkındaydı. Kendisi kibrit ve sigara kağıdının ithali konusunda yapmış olduğu bir konuşmasında “Kibrit ve sigara kağıdı gibi eşyanın hükümetin elinde bulunması, hatta hükümetin fabrikatörlük yapması doğru mudur? değil midir? diye bugüne kadar kokmuş bir Liberalizm nazariyesini tekrar ettiler, maatteessüf Bendeniz o mektebi iktisadiye mensup değilim. Hükümetin muvaffakiyetle işleteceği birçok sanayi cismi vardır ve bizim memleketimiz bu sahai iktisadiyatta bu mesleği tutmadıkça hiçbir zaman Avrupa’nın iktisadi esaretinden kurtulamayız”demektedir. Hasan Bey Avrupa’nın ekonomik boyunduruğundan kurtulmak için ihtiyaç duyulan maddelerin ülke içinde üretilmesini istemektedir. Ona göre özel sektör teşvik edilmeli, özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara da devlet el atmalıydı . Fakat Hasan Bey’in bu devletçilik görüşü Sosyalist nazariyelere benzememektedir. Zira Hasan Bey üretici ve fabrikatör olmadığı için bu görüşü benimsemiştir .

ı) Bankacılık

Hasan Bey ülke içinde üç çeşit banka olduğunu söyler. Birinci sırada devlet bankası imtiyazına sahip bankalar, ikinci olarak para ve evrak ihraç etme hakkını elinde bulunduran bankalar, üçüncü ise hususi bankalar vardır .

Bunun yanında Hasan Bey 8.10.1921 tarihli konuşmasında Osmanlı Bankası’nın sadece isminin Osmanlı ile ilişkili olduğunu sermayesinin ecnebi olduğunu söyler, bu maksatla Osmanlı Bankası’yla alış-veriş yapmaktan kaçınır. Bunun yanında Hasan Bey, Osmanlı Bankası’nın, İstanbul’un yönetim tarafından yararlanıp sermayesini Fransa’ya gönderdiğinin farkındadır.

Hasan Bey paramızın ülke dışına çıkmasının önüne geçebilmek amacıyla milli bankaların gerektiğinin farkındadır. Bu maksatla Hükümet aracılığıyla milli bir bankanın kurulmasını istemekte ve bu şekilde de Türk parasının belli bir kurda tutulmasını amaçlamaktadır .

Hasan Bey, yaptığı incelemeler sonucunda Ziraat Bankası’nın, kendisine yüklenen tarımsal yükümlülükleri gerektiği gibi yerine getirmediğini görür. Dışarıdan getirilen alet ve edavatın halkın ihtiyaçlarına yönelik olmamasından dolayı bu aletler satılamamış, bu sebeple banka zarar etmiştir. Banka bir diğer sorumluluğu olan halka rehberlik etmeyi de beklenildiği gibi yapamamaktaydı . Hasan Bey bankanın eksiklerini tamamlamak amacıyla meclis içinden bir ıslah komisyonu oluşturulması için çalışmıştır.
Hasan Bey, kazadan kazaya hiçbir vasıta bulunmadığı halde buralarda Ziraat Bankası şubelerinin bulunmasıyla halkın mühim bir ihtiyacının karşılandığını söylemektedir. Bu sayede de banka mühim bir gelir temin etmektedir. Maliye Vekili, milli bankalar kuruluncaya kadar bu bankanın mevcudiyetinin devam ettirilmesinin gerekliliğine inanmaktadır .

Kâr amaçlı kurulan bankalar birçok alana el atıp sermayelerini çoğaltmaya çalışırken Ziraat Bankası yönetiminin mevcut 40 bin lira sermayesinin ülke dışına çıkacağını düşündüğünden, bu parayı işletip çoğaltamamıştır. Hasan Bey ise bu paranın bir miktar faiz karşılığında ihtiyacı olanlara dağıtılmasını, bu sayede hem bankanın gelir kazanmasını hem de ülkenin sanayi ve ticaretinin canlandırılmasını istemektedir .
Eskişehir-Kütahya muharebelerinden sonra ordumuzun Sakarya nehrinin doğusuna çekilmesiyle Ankara tehlikeye girmişti. Bu sebeple bir kısım devlet dairesiyle birlikte Ziraat Bankası da Kayseri’ye sevkedildi. Sakarya savaşıyla Yunan ordusu durdurulunca Ziraat Bankası’nın Ankara’ya geri dönmesi sözkonusu olmuştu. Hasan Bey yol masraflarından dolayı bu nakliyeye taraftar değildi. Fakat banka müdürünün isteği üzerine bu sorumluluğu üzerine aldı. Ordudan yardım isteyerek bankanın Ankara’ya gelmesini sağlamıştır .

SONUÇ

Hasan Bey Birinci dönem TBMM’nin faal mebuslarındandır. Kendisi bu dönemde 120 civarında konuşma yapmıştır. Milli Mücadelenin en zor şartlarında ekonomiyi düzeltmek için büyük çaba sarfetmiştir. O Mustafa Kemal’in yakın çalışma arkadaşlarındandı. Türk-Yunan savaşının en şiddetlendiği dönemde o ordunun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yoğun çaba sarfetti. Bu amacı doğrultusunda oldukça fazla eleştirilere uğradı fakat yılmadan görevine devam etti.
Hasan Bey kimi zaman vergileri artırarak ihtiyaçları karşıladı kimi zaman ise gereksiz harcamaların önüne geçti. Onun temel hedefi Osmanlı’nın olduğu gibi yeni kurulmakta olan Türk devletinin ekonomisini Avrupa’ya bağımlı olmaktan kurtarmaktı. Bu maksatla yerli sanayinin ortaya çıkması için yoğun çaba sarfetti. Özel teşebbüsün yetersizliğini görünce Devleti de üretimin içine katmak istedi.
Hasan Bey’in bir diğer hedefi Anadolu halkının ucuz fiyata kaliteli ürünlere ulaşabilmesini sağlamaktı. Kendisi tüccarların mal stoku yapıp aşırı fiyatlara satmasının önüne geçmeye çalıştı. Bu maksatla devleti ticaretin içine soktu.

Ordu ihtiyaçlarının çok yoğunlaştığı bir dönemde Hasan Bey halktan beş yıllık arazi vergisini birden alıp daha sonra bu vergiyi kaldırmak istedi. Ona karşı halkın o kadar parası olmadığı gerekçesiyle çok yoğun muhalefet oldu. Hasan Bey tepkilere dayanamayarak Maliye Vekilliği’nden istifa etti.
Hasan Bey Maliye Vekilliği’ni bırakmasına karşın vatanına hizmetten vazgeçmedi. Kendisi daha sonra İktisat Vekilliği yaptı. Daha sonra Lozan Barış görüşmelerinde ülkemizin çıkarlarını en iyi bir şekilde korudu ve Osmanlı borçlarının Türkiye’ye yıkılmasının önüne geçmek için tüm mesaisini harcadı.

Categories: Genel Tags:
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok
yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız
mum