ana sayfa > Kitap Özetleri > Netoçka Nezvanova kitap özeti Dostoyevski

Netoçka Nezvanova kitap özeti Dostoyevski

Salı, 31 May 2011 yorum ekle yorumlara git

Netoçka Nezvanova, Dosteyevski’nin ilk romanlarından biriydi; kendine, yeteneğine, yapabileceklerine henüz güvenmediği, başkalarının önünde tüm bu sayılanlara cakayla sahip çıkarken, kendi başına kaldığında bunların her birini tek tek ölçüp biçtiği, iyi bir yazar olmadığından ve hiçbir zaman da olamayacağından şüphelendiği, bu şüphelerle kendini gecenin bir vaktinde sokaklara atıp ertesi sabah uyandığında hatırlamak bile istemeyeceği çirkinliklere daldığı zamanlarda yazdığı olağanüstü karamsar romanı.

Dostoyevski, küçücük bir kız çocuğunun ilk anılarından genç bir kıza dönüştüğünde yaşadığı günlere kadar her şeyi o kadar berrak ve gerçekçi anlatır ki bu kitapta; okurken aklınıza Dostoyevski’nin elinden çıkma bir eseri okuduunuz bile gelmez; siz o sırada Netoçka’nın yazdıklarını okuyorsunuzdur çünkü.

Üvey babasının tuhaf karakterini ve yaşadığı sıradışı hayatını anlatarak başlar Netoçka; bilgilerin önemli kısmı, babasının arkadaşından duyarak derledikleridir ama yazdığı her konuyu o olayın yaşandığı zaman içinde bulunduğu yaşın bakış açısıyla açıklamayı da başarır bu arada…

Netoçka’nın üvey babası Efimov, dengesiz bir adamdı. Doğduğu köyün sahibi olan derebeyi tarafından himaye edilen orkestranın elemanı olan babası gibi o da zamanla bu orkestraya katılmıştı. Klarnet çalıyordu Efimov, çok da yetenekli olduğu söylenemezdi üstelik.

Serseri bir İtalyan çalgıcıyı tanıdığı zaman yirmi iki yaşındaydı. Çok geçmeden alkolik İtalyan çalgıcı, beyin kanamasından ölünce onun eşyaları da Efimov’a kaldı; kemanı da öyle… Çalgıcının çalıştığı son orkestranın sahibi olan Kont, kemanın karşılığında üç bin ruble önerdiyse de parasız bir köylü olan Efimov, kemanı satmayı reddetti. Keman için aracı olan derebeyine bile karşı çıktı bu yüzden. Kemanı ele geçirmek isteyenlerin iftiralarına katlandı, hapse girdi kısa bir süreliğine ama yine de satmadı. Derebeyi de onun yanında oldu hep; Efimov’un tüm ihtiyaçları giderildi onun sayesinde.

Netoçka Nezvanova, Dosteyevski’nin ilk romanlarından biriydi; kendine, yeteneğine, yapabileceklerine henüz güvenmediği, başkalarının önünde tüm bu sayılanlara cakayla sahip çıkarken, kendi başına kaldığında bunların her birini tek tek ölçüp biçtiği, iyi bir yazar olmadığından ve hiçbir zaman da olamayacağından şüphelendiği, bu şüphelerle kendini gecenin bir vaktinde sokaklara atıp ertesi sabah uyandığında hatırlamak bile istemeyeceği çirkinliklere daldığı zamanlarda yazdığı olağanüstü karamsar romanı.

Dostoyevski, küçücük bir kız çocuğunun ilk anılarından genç bir kıza dönüştüğünde yaşadığı günlere kadar her şeyi o kadar berrak ve gerçekçi anlatır ki bu kitapta; okurken aklınıza Dostoyevski’nin elinden çıkma bir eseri okuduunuz bile gelmez; siz o sırada Netoçka’nın yazdıklarını okuyorsunuzdur çünkü.

Üvey babasının tuhaf karakterini ve yaşadığı sıradışı hayatını anlatarak başlar Netoçka; bilgilerin önemli kısmı, babasının arkadaşından duyarak derledikleridir ama yazdığı her konuyu o olayın yaşandığı zaman içinde bulunduğu yaşın bakış açısıyla açıklamayı da başarır bu arada…

Netoçka’nın üvey babası Efimov, dengesiz bir adamdı. Doğduğu köyün sahibi olan derebeyi tarafından himaye edilen orkestranın elemanı olan babası gibi o da zamanla bu orkestraya katılmıştı. Klarnet çalıyordu Efimov, çok da yetenekli olduğu söylenemezdi üstelik.

Serseri bir İtalyan çalgıcıyı tanıdığı zaman yirmi iki yaşındaydı. Çok geçmeden alkolik İtalyan çalgıcı, beyin kanamasından ölünce onun eşyaları da Efimov’a kaldı; kemanı da öyle… Çalgıcının çalıştığı son orkestranın sahibi olan Kont, kemanın karşılığında üç bin ruble önerdiyse de parasız bir köylü olan Efimov, kemanı satmayı reddetti. Keman için aracı olan derebeyine bile karşı çıktı bu yüzden. Kemanı ele geçirmek isteyenlerin iftiralarına katlandı, hapse girdi kısa bir süreliğine ama yine de satmadı. Derebeyi de onun yanında oldu hep; Efimov’un tüm ihtiyaçları giderildi onun sayesinde.

Genç adamın dengesizliği de bu dönemde ortaya çıktı; bir yıl sonra Efimov, derebeyinin evinde ağırlamak için yanıp tutuştuğu ünlü bir Fransız piyaniste gidip efendisinin kendisine nasıl da kötü muamele ettiğini anlattı. Olayı öğrenen derebeyi çok şaşırmıştı; Efimov’a kendisi hakkında neden böyle alçakça yalanlar uydurduğunu sordu. Fransız’ın önündeki yüzleştirme sırasında yalanlarının hepsini tekrar eden Efimov, yeniden hapse atıldı. Derebeyi burada kendisini ziyaret edip tüm bunların nedenini bir kez daha sorduğu zaman içine şeytan girdiğini iddia etti. Bu konuşma sırasında Efimov’un ölen İtalyan çalgıcıdan kalan keman çalmayı öğrendiği anlaşıldı ve Efimov, derebeyinin ricasını kırmayarak ona keman çaldı. Derebeyi yeteneksiz klarnetçinin gelecek vaat eden bir viyolonist olduğunu görünce yanında kalmasını istedi ondan ama o gitmek, uzaklaşmak istediğini söyledi derebeyine; “belki de ruhubna bir kez daha şeytan girer ve onun evini kundaklıyıverirdi”.

Derebeyi, Efimov’u hapishaneden çıkarıp ona bir miktar para verdikten sonra bir daha bu köye adım atmamasını emretti. İşte Efimov’un serseri yaşamı da bundan sonra başladı. Yıllarca içindeki şöhret arzusunu, para hırsını döke saça yaşadı; girdiği her orkestrada kavga çıkardı, bir yandan da nası alay konusu olduğunu görmezden gelerek ne kadar yetenekli olduğunu anlattı herkese… Küçük yerlerde ünlü ve paralı bir ‘artist’ olamayacağını anlayınca Petersburg’a gitti Efimov ve orada hayatı boyunca sık sık yoluna çıkacak, kendisine hemen hemen her zaman yardım edecek olan Berner’le tanıştı. İki genç hemen arkadaş oldular ancak Berner bir süre sonra arkadaşının ne kadar kaba, ne kadar dengesiz ve ne kadar tembel olduğunu anlayıverdi. Efimov, sonunda kendisine o kadar hayranlık duyan ve yeteneğine inanan tek arkadaşı Berner’i de kaybetti.

Kendisine keman öğreten İtalyan’ın bir kopyası olup çıkmıştı artık, günün her saati sarhoştu ve sürekli huzursuzluk çıkarıyordu. Berner kendi hayatı için çidiği disiplinli rotayı tekip ederek opera orkestrasında sağlam bir yer edinerek onu tamamen yalnız bıraktıktan sonra da Efimov, hala kendi yeteneğine tapınan, bir gün mutlaka ünlü ve başarılı biri olacağı hayalinin sıcak akıntılarında yüzen zavallı bir adamdı.

Efimov’un her fırsatta Berner’den para isteme alışkanlığı Berner tarafından kovulmasıyla sonra erdirildikten iki yıl sonra iki arkadaş bu defa sokakta karşılaştı. Efimov bir dilenciden farksızdı dış görünüşüne bakılırsa; Netoçka adından bir kızı olan dul bir kadınla evlenmişti ve yaşadığı hayattan da nefret ediyordu. Aradan geçen zaman zarfında kemanına elini bile sürmemişti, onu ancak karısının öldüğü gün yeniden çalmaya başlayacağını söylüyordu.

Efimov, ahçılık yaparak küçük bir tavanarasındaki evlerinin geçimini sağlayan karısının bir kenara koyduğu paraları istiyordu. Bunun içinse yeni bir yöntemi vardı artık; Küçük Netoçka. Anneisi eline biraz bozuk para verip birşeyler alması için dışarı gönderdiğinde kandırmıştı kızı; kız, paraları düşürdüğünü söyleyerek babasını ele vermemişti ilk seferde ama akıllı bir kızdı; alkolik babasının bu yöntemi yeniden kullanacağını anlamıştı.

Babasına karşı ne yapabilirdi ki? Bir kadın gibi seviyordu onu; “acınacak bir yaratık” olarak tanımladığı annesi evin içinde sürekli hasta bir halde dolaşıp kavga çıkarırken babasının büründüğü pozlara bakan küçük kız, asıl zor durumda olanın annesi değil, babası olduğuna hükmetmiş ve bu andan sonra -babasının bir gün söylediği gibi- hep bir yerlere gideceklerini, evdeki hasta kadını orada bırakıp varlıklı bir hayata dalacaklarını haya etmişti.

Babasının küçük kızın elindeki parayı istediği ikinci seferde, Netoçka bunu yapamayacağını söyledi. Efimov’un bu defaki nedeni, şarap almak değil, bütün şehrin gelişini konuştuğu ünlü viyolonist Shurman’ın konserine gitmekti. Netoçka parayı vermedi babasına. Küçük kız ağlayarak parayı vermeye çalıştığında da babası tarafından acı bir şekilde reddedildi. Netoçka’nın dünyası altüst olmuştu bu redle birlikte…

Shurman’ın konserine gitmeyi her şeyden çok isteyen Efimov, konser ilanlarından birinin önünde dikilip kalmışken yanından geçen eski dostu Berner’le Prens X’ten kaçmak için elinden geleni yaptı. Kendisine konsere gelip gelmeyeceğini soran dostuna “daha önemli bir işi olmazsa belki geleceğini” söylemeyi ihmal etmeden tabii…

Netoçka, babasında yarattığı hayal kırıklığına dayanamayıp elindeki parayı ona verdi o akşam; babasının gözünde değerli olmak, kendisini babasına daha çok sevdirmek için bunu yapmıştı ama babası ona rüşvet verir gibi elinde çörekle döneceğini söylüyordu. Netoçka o zaman düşündü ki babası onu sevmiyordu, çünkü ancak sevmeyen bir insan karşısındakinin sırf onu sevdiği için bir şeyler yapmak istediğini anlamazdı. Annesinin her şeyi anlamasıyla olaylar bir kez daha içinden çıkılmayacak bir kavgaya dönüşecekti ki küçük tavanarası dairesinin kapısı çaldı; gelen, Prens X’in uşağıydı ve elinde Shurman konseri için bir bilet vardı. Babası sevinçten çıldıracak gibiyken annesi kocasının önemli biri olduğu düşüncesiyle kendinden geçmiş ve biraz önceki o kargaşayı unutmuş gibiydi; şaşkındı Netoçka…

Babası konserdeyken annesi kendi ölümü halinde kızına ne olacağını sayıklıyordu; Netoçka’ya sarılıyordu bu arada sürekli; kadın uykuyu dalmadan önce Netoçka’yı korku ve heyecandan bayılacak hale getirmişti.

Küçük kız uyuyamadı; babası geldiğinde de uyanıktı. Babası içeri girdi, bir sandalyeye çöküp kalakaldı; biraz önce karısının içtiği şarabın kalanını bir dikişte içiverdi, defalarca eline aldığı kemanını defalarca yerine bırakrtı tek bir nota bila çalmadan…

Perişan durumdaydı babası… Acı çekiyordu. Anlaşılan o ki Shurman’ın yeteneği küçümsenecek gibi değildi; belki de ilk kez hayatını gerçekten de kendi elleriyle mahvederek kendi kendine mağlup olduğunu algılamıştı Efimov. Karısının yüzüne dokundu bundan sonra, kadın kımıldamıyordu; Netoçka’nın annesi bir daha kıpırdamayacaktı.

Annesinin öldüğünü ve artık babasıyla hayallerindeki o hayata dalabileceğini düşünen Netoçka, hemen o gece evinden ayrılırken yanında olan babasının birazdan onun elini bırakacağını, onu terk edip gideceğini bilmiyordu.

Sokaklarda çılgınca aradı babasını, sonunda bir yerde bayılıp kaldı.

Merhametli Prens X’in evinde uyanan Netoçka uzun zaman boyunca kendine gelemedi. Acıklı hikayesi prensesin sohbet toplantılarının gözde konusu olma özelliğini kaybedince bulunduğu ortama zaten bir türlü uyum sağlayamamış olan küçük kız da prensin evinin geniş salonlarında saklandığı yerlerde daha özgür bir hayata kavuştu; insanlardan uzak, hep biraz ayrıksı, hep ilgiye muhtaç, hep sevgi göstermek isteyen, fazlasıyla hassas ve eskisinden daha düşünceli bir kız olup çıkacaktı sonunda…

Ve ilk aşkıyla aydınlanacaktı kalbi prensin evinde; onun kızı Katya’ya aşık olacak, ilk kez onunla öpüşecekti gizli gizli. Prens’in himayesinde geçen yılların ardından onun bir başka akrabasının evine gönderilecekti. Gittiği her yere zor da olsa uyum sağlayan genç bir kız haline gelecekti Netoçka; iktidar mücadelerini anında kavrayacak, görünenin altında hemen hemen her zaman da bir görünmeyen bulunduğunu her an sezecek ve inanılmaz duyarlılığı sayesinde bunları bir bir görecekti.
Çünkü Netoçka’nın yaratıcısı Dostoyevski’ydi ve o yaratıcı, adeta bilmediklerinizi öğrenmeniz, hatta anlamanız için doğmuş gibiydi; onun yarattığı Netoçka da -doğal olarak- görünmeyenleri görmek ve ortaya çıkarmak için doğmuştu.

Çocukluğundan başlayarak ‘farkında olanlardan’, ‘farkındalıkla lanetlenmiş olanlardan’ biriydi Netoçka; yazarı gibi; yazanlar gibi.

Categories: Kitap Özetleri Tags:
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok
yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız
mum